LYS Edebiyat Deneme Sınavı Çözümü

1. Parçaya göre, 19. yüzyıl romancıları ak-kara çatışmasında yazarın taraf tutmasını doğru bulmamış; bu yüzden kimi insanı sadece ak, kimini de sadece kara göstermek yerine, her insanı alaca (iki renkli) göstermek istemişler. İnsanı ak göstermek, onu iyi yönleriyle yansıtmak; insanı kara göstermek de onu kötü yönleriyle yansıtmak olacağına göre, insanı alaca göstermek de onu hem iyi hem kötü yönleriyle göstermek olur.
Cevap: A

 

2. Parçada sözü edilen yazar, kafasında tasarladığı şemayı somutlaştırmak için, roman kişilerini araç olarak kullanıyormuş. Bu nedenle de roman kişileri ete kemiğe bürünememiş, cansız iskelet olarak kalmış. Roman kişileri, araç olmasaydı ne olurdu? O zaman canlanır, ete kemiğe bürünür, gerçekten yaşayan kişiler olurlardı. Başka bir deyişle, onlar aslında yazarın yarattığı, gerçek olmayan kişiler oldukları halde, inandırıcılıkları sayesinde, okuyucu onları sanki gerçekten varmış gibi, yaşayan bir kişiymiş gibi düşünür, hayalinde canlandırırdı. Ama roman kişileri, ete kemiğe bürünememişse demek ki inandırıcılıkları yok, okuyucuya gerçek bir kişi izlenimi vermiyorlar.
Cevap: C

 

3. A’da ayrıntıların hoyratça kullanılıp malzemenin üst üste yığılması; B’de savruk ve dağınık bir roman izlenimi bırakması; D’de psikolojik tahlillerdeki başarısızlık; E’de yazarın ikide bir araya girip romanı röportaja itmesi olumsuz eleştiri özelliğinde yargılar. C’ de ise romanın, işlediği konuyu geriye dönüşlerle verdiği söylenirken bununla ilgili olumlu ya da olumsuz bir yargılamaya gidilmiyor.
Cevap: C

 

4. Dolaylama, bir varlığın tek sözcükten oluşan adını kullanmadan kalıplaşmış bir sözcük öbeğiyle anlatılmasıdır. Amaç, anlatımı etkili kılmaktır. Dolaylama örnekleri, o varlıklar için adeta ikinci bir ad olmaktadır. Örneğin, balık yerine kullanılan derya kuzusu… Parçada “Beyaz örtü altında kaybolmuş ağaçlar…” sözüyle başlayan son cümlede “beyaz örtü”, kar yerine kullanılmıştır.
Cevap: E

 

5. Şiirde sözü edilen, dile getirilen her şey, içeriktir. Duygu ve düşünceler, hayaller, olaylar, kişiler, kavram ve nesneler… Bütün bunlar şiirin içeriğini oluşturur. İlk cümlede Ülkü Tamer’in şiirlerindeki imgelerden (hayaller), kişi ve varlıklardan söz ediliyor yani şiirin içeriği hakkında bilgi veriliyor. Diğer cümlelerde ise dil ve üslup özelliklerine değiniliyor.
Cevap: A

 

6. “Çağımızın siyah objektiften fotoğrafının çekilmesi” yaşama karamsar açıdan bakılması anlamında düşünülebilir. Karamsar bir açıdan bakınca, önceden insana umut veren her şey daha farklı gözüküyor ve bunlar birer kötülük kaynağı olarak görünüyormuş. Demek oluyor ki bakış açımızın karamsar ya da iyimser olması, yaşamla ilgili yorumlarımız da değiştiriyor.
Cevap: B

 

7. Parçanın son cümlesinde, yazarın okuruyla ilk bağını kitabından önce dergilerde yayımladığı öyküleriyle kurduğu söyleniyor. Yani yazar, öykülerini ilk önce dergilerde yayımlıyor, sonra bir kitapta topluyor; dolayısıyla okurlar kendisini önce dergilerdeki öyküleriyle tanıyor. Buna göre soru kökündeki cümlede söylendiği gibi “Dergiler, yazarı okurla buluşturup tanıştıran platformlardır.”
Cevap: E

 

8. Kendisinden sonra doğrudan açıklama yapılacak cümlenin sonuna noktalı virgül değil, iki nokta konur. Parçada “Ataç üzerine iki konuda yazı yazmıştım” dendikten sonra bu iki yazının konulan belirtiliyor yani doğrudan açıklama yapılıyor. Dolayısıyla III numaralı yerde kullanılan işaret, noktalı virgül değil, iki nokta olmalı.
Cevap: C

 

9. B’deki “ele başı” sözcükleri anlamca kaynaşarak tek bir kavramı karşılayan birleşik sözcük olmuştur; bu nedenle “elebaşı” biçiminde bitişik yazılmalıdır.
Cevap: B

 

10. iyelik eki almış ad: uyku-m-u
Zaman zarfı: geceleyin
Belgisiz sıfat: bir (ses)
Çekimli eylem: dolar
Bağlaç: Yok
Cevap: E

 

11. A) bırak-ıl-an: edilgen çatılı sıfat-fiil
B) kadar: edat
C) bile: bağlaç
D) kalamam: yeterlik bileşik eylemi (olumlusu: kalabilirim)
E) göz-ler-in- e: çoğul eki, 2.tekil kişi iyelik eki ve yönelme eki almış. Eklerin üçü de çekim eki.
Cevap: E

 

12. Soruda adlaşmış sıfat soruluyor ancak sadece adlaşmış sıfatı bulmamız istenmiyor. Ek eylemle çekime girmiş bir adlaşmış sıfat bulmamız gerekiyor. İlk önce ek eylemi hatırlayalım: Ek eylem, adları yüklem yapan idi, imiş, ise, -dir birimlerine verilen ad. B seçeneğinde “güzeldin” sözcüğü de “idi” ek eylemiyle yüklem olmuş bir ad. Peki, bu sözcük sıfattan dönüşerek mi ad olmuş? Evet, “güzel” sözcüğü önüne bir ad getirildiğinde tekrar sıfat oluyor: Güzel kadındın.
Cevap: B

 

13. “Gelmişim” eyleminde -misli geçmiş zaman kipi -di’li geçmiş zaman kipinin anlamıyla kullanıldığı için eylem kipinde zaman kayması var. Şiirin öznesi, “aman” ünlemiyle perdeleri iyi kapatması konusunda hancıyı uyarıyor. Şiirde hancıya hitap ederek konuşan şair ya da şiirin öznesi, iletişim tablosunda göndericiyi, hancı da alıcıyı karşılar. Göndericinin hancıdan istedikleri de ileti öğesi. Ancak parçada dilin kanalı kontrol işlevinden değil, heyecan bildirme işlevinden söz edilebilir.
Cevap: B

 

14. A) “sanat ve bilimsel alanlarda” tamlamasında ad ve sıfat türündeki tamlayanlar, ortak tamlanana bağlandığı için “sanat alanlar” gibi bozuk bir anlam ortaya çıkıyor. Yanlışı düzeltmek için “sanat ve bilim alanlarında” değişikliğine gidilebilir.
B) “Benim ve amcamın oturduğu ev”: Tamlama yanlışı. “Benim oturduğu ev” denmiş oluyor. Ayrı evlerde oturduklarına göre “oturduğumuz” da denilemez.
C) Tamlayan eki eksikliği. “… sürdürmesi … yönü” sözcükleri tamlanan durumunda. Kimin sürdürmesi, kimin yönü? Yanıtın “yazarın” olması gerekir. O halde “Yazar” sözcüğü -in tamlayan ekini almalı.
D) “Dürüst ve bencil olmadığı” sözünden “Dürüst olmadığı ve bencil olmadığı” anlamı çıkıyor. Oysa “Dürüst olduğu ve bencil olmadığı” denilmek isteniyor.
Cevap: E

 

15. Parçada Kasım Efendi’nin fotoğraf makinesini kahveye getirmesi bir sandalyeye çıkarak kahvedekilere seslenmesi, yeni mesleğini onlara duyurması, bir kişinin belli bir yer ve zamandaki eylemlerinin ya da bir olayın anlatımı niteliğinde. Dolayısıyla parçada başvurulan anlatım biçimi öykülemedir.
Cevap: D

 

16. Yazar, görme duyusuyla algıladığı ayrıntılara yer vermiş. Örneğin Emine abla dediği kişinin maltızda patlıcan kızartması, ufak tefek tıkız bir kadın olması yazarın görme duyusuyla algıladığı ayrıntılar. “Ufak tefek”, “derin derin”, “esmer mi esmer” “kapkara” gibi ikileme ve pekiştirmelerden yararlanılmış. Parçada bir kişinin eylemleri oluş sırası içinde anlatıldığı için öyküleme söz konusu ve öyküleme, gözlemci bir bakışla yapılmış. Anlatıcı “çirkin”, cana yakın” gibi sıfatlar kullanarak yorum da katsa izlenimlerini aktarıyor çünkü Görsel öğeler aynı zamanda betimleme öğesi. Ancak parçada dokunma duyusuyla ilgili ayrıntılara yer verilmemiş, (“…yüzünün terini kollarına siliyordu” cümlesinde yazar, görme duyusundan yararlanıyor.)
Cevap: E

 

17. Yazar, İstanbul’daki kavak kesme seferberliğini sevmediğini söylüyor. Gerçi bu faydasız ağaçların zararlarını kabul etmiyor değil. Ama parçadaki söyleyiş tarzından anlıyoruz ki bu ağaçların kesilmesinden pek hoşnut değil. Parçadaki düşünce akışı, bu hoşnutsuzluğun nedeninin belirtilmesini son cümleye bırakmış görünüyor. Nitekim E’de verilen “ama onları kesmeye nasıl ele varır insanın?” cümlesi, yazarın her şeye rağmen kavakların kesilmesini onaylamamasının nedenini açıklıyor.
Cevap: E

 

18. Yazar, Basın Müzesi’nde açılan “yasaklı kitaplar” sergisinden söz ediyor. Ona göre bu kitaplar, düşüncede geri kalmışlığımızın belgeleri. Yazar bu kitapları zengin olsaymış, satın alır ve demir parmaklı bir kafese koyarak bütün dünyada dolaştırırmış. Bunu ibret için yaparmış. Herkese bu kitapların zararlı olduğunu, yazarlarını hapsettiğimizi ilan eder; böylece ülkemizi güçlü, insanlarımızı mutlu kıldığımızı söyler ve bu yaptığımızı tavsiye edermiş. Kitapları yasaklayıp yazarları hapse atmakla ülkenin günlük güneşlik, insanların mutlu olması oldukça abartılı bir bakışı yansıtıyor. Parçadaki bu ironik (alaycı) söyleyiş tarzından yazarın dokundurma (tariz) yaptığını, o kitapları yasaklayan, yazarları hapseden zihniyeti savunuyormuş gibi görünerek aslında tam tersine yerdiğini anlamamız zor olmuyor.
Cevap: C

 

19. Parçada, kişinin kendini eleştirebilmesinin bir dizi meydan savaşının kazanılmasıyla sağlanan bir başarı olduğu söyleniyor. Peki, kiminle savaşılarak bu başarı elde ediliyor? Parçaya göre, kişi kendi kendisiyle, içindeki gurur ve böbürlenme dağlarıyla savaşarak kendini eleştirmeyi başarabiliyor. Yani kişi, kendini eleştirmeyi öyle kolayca başaramıyor, benlik duygusunu, gururunu aşmakta hayli zorlanıyor.
Cevap: B

 

20. Alman sinemacı Avrupalı yönetmenler gibi film çektiğimizi, kendi dünyalarımızı anlatmadığımızı söylüyor ve bizim kendi Wenders’imiz varken niye bir de Türk Wenders’i seyredelim, diyerek Türk sinemasının özgün değil, taklit olduğunu vurguluyor.
Cevap: D

 

21. Eleştirmen, yazdıklarının yanlış yorumlanmasını istemediği için yazısını yeniden yazma gereği duyuyorsa, yanlış anlaşılmamak için açıklamalara girişiyorsa doğru anlaşılmayı bekliyor demektir: Bu da onun açıklık niteliğine önem verdiğini gösterir.
Cevap: B

 

22. Parçada “kenarlarından otlar fırlayan taş”, “içi tozla karışık ter kokan kamyon” ifadelerinde betimleyici öğeler vardır. Yazar bir olay anlattığı için öyküleyici anlatımı kullanıyor ve I. kişili anlatımla yazıp olayı kahramanın ağzından anlatıyor. Süslü, sanatlı bir anlatım görülmediğinden anlatım yalın diyebiliriz. Eksiltili, yani yüklemsiz cümleler ise bulunmuyor.
Cevap: B

 

23. Verilen cümlede “yazarlık” bir “altın bilezik” e benzetilerek teşbih yapılmış. Ayrıca “edebiyatın telini tınlatmak” sözünde de edebiyatın bir “çalgı”ya benzetilmesi söz konusu. Bu benzetmede kendisine benzetilen, yani “çalgı” söylenmediği için kapalı istiare yapılmış oluyor.
Cevap: A

 

24. “— Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al / Diye hıçkırır kaval” dizelerinde bilmezlikten gelme sanatı olan tecahülüarif değil, intak (konuşturma) sanatı var. A’da “Bir hançer de sen vur, utanma” sözü aslında bir yergi ifadesi; şair böyle davrananları eleştirmek için sözü, tam karşıt anlamını kastederek kullanıyor ve tariz yapıyor. C’de “ayaklar” “bir çift güvercin”e benzetilerek teşbihibeliğ yapılmış. D’de şair, sevdiğini söylediği Aysel’e “git başımdan” demekle tezat yapıyor. E’de ise “ay ışığı” ve “hüzün” kişileştiriliyor.
Cevap: B

 

25. Verilen dizeler aa bb cc biçiminde uyaklandığına göre mesnevi biçimiyle benzerlik gösteriyor. Dizelerde anlatıcı, ekmek parası için ileri yaşına rağmen güç şartlarda çalışan ve hastalanan bir ihtiyardır. Dolayısıyla parçanın türü, manzum hikâyedir. Halkın yaşayış tarzını bulduğumuz bu dizelerde açıkça verilen bir öğütle karşılaşmamız didaktik amacın somut ifadesi:” Kim kazanmazsa bu dünyada ekmek parası / dostunun yüz karası, düşmanının maskarası. “Mehmet Akif Ersoy, tüm şiirlerinde aruzu kullandığından manzumede hece ölçüsünün kullanıldığı ise doğru olamaz.
Cevap: C

 

26. İsmail Habip Sevük, Cumhuriyet Dönemi yazarlarındandır. Verilen parçada yazarın gözlemlerine yorum kattığı “tasalı akan Fırat” gibi ifadelerde açıkça görülüyor. Yazar Fırat Nehri’nin ve kıyılarının güzelliğini öven ifadeleriyle memleket sevgisini yansıtıyor. Benzetme ve mecazlarla yüklü sanatlı diline rağmen, akıcı ve açık bir anlatımla yazıyor.
Cevap: C

 

27. Kubbede Kalan Hoş Şada, Halide Edip Adıvar’ın hikâye, fıkra, sohbet, mensur şiir gibi bazı nesirlerini bir araya getiren eseridir. Verilen metinde İstiklal Savaşı’nı kazanan Türk askerlerinden övgü ve minnetle söz edilmiştir. Yazarın zafer heyecanını sıcağı sıcağına yansıtan metinde dilin heyecan bildirme işlevi ağır basmıştır. Öznelliği ve güncelliği dikkate alınırsa metinde makale değil, fıkra türüne özgü özelliklerin ağır bastığı görülür.
Cevap: E

 

28. Oğuz Kağan destanı İslamiyet Öncesi Dönem’e aittir. Manas Destanı ve Dede Korkut Hikâyeleri ise İslam Uygarlığı Çevresinde Oluşan Türk Edebiyatı Dönemi’ne aittir.
Cevap: B

 

29. İkinci ve dördüncü dizelerdeki “bağ” sözcükleri sesteş sözcüklerdir. Bunlarla cinaslı uyak yapılmıştır.”Bana” sözcükleri yazılışları aynı olduğu gibi anlamları da aynı sözcükler olduğu için rediftir. Birinci dize dışındakiler 4+3 hece kalıbıyla yazılmıştır: Bah-çe sa-na /bağ ba-na. Manilerin ilk iki dizesi genellikle doldurmadır yani maninin asıl konusuyla ilgili değildir. İncelediğimiz mani yedekli değildir, olsaydı dört dizeye ek olarak iki dize daha eklenmesi gerekirdi.
Cevap: E

 

30. Halk hikâyeleri sadece nazım biçiminde oluşturulmaz; nazım ve nesir karışık kullanılır.
Cevap: A

 

31.Koçaklama, koşma nazım şeklinin bir türüdür. Kahramanlık, yiğitlik, savaş konusunda söylenir. C seçeneğindeki dizeler böyle bir konuyu işlemiştir. A seçeneği taşlama; B seçeneği ağıt; D ve E seçeneği de güzelleme örnekleridir.
Cevap: C

 

32. Herhangi bir şairin şiirlerinden birine şaka ya da alay yoluyla benzetilerek yazılan şiire “tehzil” “denir. Bunu nazire yapmakla karıştırmayalım. Bilindiği gibi nazire bir şiirin başka bir şair tarafından aynı kafiye ve ölçüyle yazılmış benzeridir. Mehdiye, övgü şiiridir. Mersiye birinin ölümü için yazılır. Surname sünnet törenlerini, şehrengiz bir şehrin güzelliklerini anlatan eserlerdir.
Cevap: A

 

33. Hem halk edebiyatında hem de divan edebiyatında şiir, düz yazıdan daha önemli tutulmuştur.
Cevap: D

 

34. Aruz ölçüsünün özel kalıplarıyla yazılması, rubaiye özgüdür. Tuyuğda sadece 11 ‘li hece ölçüsüne benzeyen “failatün / failatün / failün” kalıbı kullanılırken rubaide 24 özel kalıp vardır. Ayrıca rubai Fars edebiyatında doğmuştur, tuyuğ ise Türk edebiyatına özgüdür.
Cevap: C

 

35. “Vesiletü’n Necat” Süleyman Çelebi’nin mevlit türünde yazdığı bir mesnevidir. Dolayısıyla düz yazı biçiminde değil, manzum bir eserdir. Mercimek Ahmet’e ait Kabusnâme sade nesirle yazılan bir nasihatnamedir. Sinan Paşa’nın Tazarrunâme’si süslü nesir örneğidir. Bâbürnâme, Bâbür Şah’ın hatıra-gezi türündeki eseridir ve nesirdir. Mizanü’l-Hak ise Katip Çelebi’nin nesir türündeki eserdir.
Cevap: B

 

36. Silahlara Veda adlı roman, Lamartine’e ait değil, ABD’li yazar Ernest Hemingway’indir. Ayrıca bu roman, romantik değil, realist romana örnek olur. Lamartine’e ait roman Graziella’dır.
Cevap: B

 

37. Ayyar Hamza, Direktör Âli Bey; Çerkeş Özdenler, Ahmet Mithat Efendi; Akif Bey, Namık Kemal; Zoraki Tabip, Ahmet Vefik Paşa’nındır. Afife Anjelik ise Recaizade Mahmut Ekrem’e ait bir komedidir fakat Ahmet Vefik Paşa, adı parçada geçenlerden biri değildir.
Cevap: C

 

38. Numaralı cümlelerde verilen özellikler bizi Namık Kemal’e götürmelidir. Her şeyden önce “vatan ve millet” şairi unvanı onu hatırlatacak önemli bir ipucudur. Ahmet Mithat ikiden çok fazla romanı olduğu; Ziya Paşa ve Muallim Naci roman yazmadıkları için; Samipaşazade Sezai’nin ise bir romanı (Sergüzeşt) olduğu için cevap olamaz.
Cevap: A

 

39. Servetifünun romancısı realizmden etkilendiği için romantik sanatçılar gibi kahramanlarını iyi-kötü ikilemi içinde sergilemez. Roman kişilerine karşı tarafsız olmak, onları iyi ya da kötü olarak yargılamamak, Servetifünun romanında belirginleşen bir özelliktir.
Cevap: C

 

40. Ahmet Vefik Paşa, Milli Edebiyat Dönemi’nin değil, Tanzimat Dönemi’nin yazarıdır.
Cevap: A

 

41. Refik Halit Karay, ilk romanı İstanbul’un Bir Yüzü’nde Mütareke Dönemi İstanbul’undaki yozlaşmayı anlatmış, daha sonra yazdığı romanlarında toplumsal ve siyasi konulara hiç girmemiştir. Yazarın romanlarında aşk, macera; hikâyelerinde memleket gerçekleri öne çıkar. Onun hiçbir eserinde Doğu-Batı ikilemini, aydın-halk çatışmasını göremeyiz.
Cevap: D

 

42. Parçada sözü edilen yazar, Ziya Gökalp’tir. Türk’ün Ateşle İmtihanı ise Ziya Gökalp’e değil, Halide Adıvar’a aittir. Kızıl Elma ve Altın Işık şiir türünde, Türkçülüğün Esasları ve Türk Medeniyeti Tarihi nesir türünde eserlerdir.
Cevap: C

 

43. 1914-1923 yıllarında, yani Millî Edebiyat Dönemi’nde Beş Hececiler dışında heceyle şiir yazanlar arasında Cahit Külebi’nin olması mümkün değil. Cumhuriyet Dönemi şairi Cahit Külebi hece şairi olmadığı gibi o dönemde yaşamış biri de değil.
Cevap: D

 

44. Yahya Kemal Beyatlı şairliği ön planda olan bir sanatçı olmakla birlikte nesirleri de olan bir isim. Aziz İstanbul, Eğil Dağlar gibi nesir kitapları hemen akla gelenler.
Cevap: D

 

45. Parçada geçen “yaban” adı, aydınlar ile Anadolu köylüleri arasındaki çatışmadan söz edilmesi, Mehmet Ali adında bir kahramanın olması, bu metnin Yakup Kadri’nin Yaban adlı romanından alındığını gösteriyor. Birinci tekil kişili anlatım, kahraman anlatıcının bakış açısıyla yazıldığının işareti. Anlatıcının aydın bir kişi olduğu ve köylülerde yaban olarak nitelendirilmesi, kendisini köylülerin içinde yalnız hissetmesi, romanda aydın-köyü çatışması üzerinde durulduğunu ortaya koyuyor. Romanın başkahramanı Ahmet Celal’in bir Anadolu köyüne sığındığı doğru bir bilgi. Ancak Yakup Kadri’nin bu romanı Millî Edebiyat Döneminde yazdığını söyleyemeyiz. Roman Cumhuriyet Dönemi eseridir.
Cevap: E

 

46. Geceleyin Bir Koşu” (İsmet Özel), “Bir Gün Mutlaka” (Ataol Behramoğlu), “Hücremde Ay Işığı” (Refik Durbaş), “Hasretinden Prangalar Eskittim” (Ahmet Arif) II. Yeni sonrası toplumcu şiir geleneğine bağlı ürünlerdir. “Dünyanın En Güzel Arabistan” (Turgut Uyar) ise II. Yeni ürünüdür.
Cevap: D

 

47. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında dil sorunu çözülmüş, yazı dili büyük ölçüde konuşma diline yaklaştırılmış, Arapça-Farsça sözcüklerin kullanımı da konuşma dilindekileri pek aşmamıştır. C seçeneğindeki dizelerde geçen “fecr ve nümayan” sözcükleri, bu dizelerin Cumhuriyet öncesinde yazıldığını düşündürüyor.
Cevap: C

 

48. Röportaj türünün ilk örnekleri Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı’nda verilmiş olsa da günlük (Tanzimat) ve fıkra (II. Meşrutiyet) türünün ilk örnekleri daha eski dönemlerde verilmiştir.
Cevap: E

 

49. Şair, unutmak istemediği çocukluk ve gençlik yıllarını özlemle anıyor. Şiirin bütününde bu özlem duygusu var. Dolayısıyla şiirin teması geçmişe özlemdir.
Cevap: B

 

50. Seçeneklerde verilen yazarların Attila İlhan dışında hepsi oyun yazarı. Ancak içlerinde romanları da bulunan tek yazar, Necati Cumalı. Yazarın Ezik Otlar, Mine, Vur Emri, Derya Gülü, Yaralı Geyik adlı oyunları da tiyatro edebiyatımızın ünlü eserleri arasında.
Cevap: C

 

51. Şiirin serbest nazımla yazıldığını görmemiz, şairinin Sezai Karakoç olduğunu anlamamız için yeterli oluyor. Çünkü diğer seçeneklerde verilen isimler, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Kutsi Tecer, Necip Fazıl Kısakürek hece ölçüsüyle ve düzenli nazım biçimleriyle yazan şairler.
Cevap: A

 

52. I. metin, bireysel bir duyuşu soyut bir anlatımla ve serbest ölçüyle dile getiriyor. İkinci Yeni şiirine pek benzemeyen bu şiir 1980 sonrası döneme ait olabilir. Ancak Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiir olması düşünülemez.
II. metin, serbest çağrışımlara dayalı, anlam açıklığı olmayan, imgeselliği ön planda tutan bir şiir. İkinci Yeni özellikleriyle örtüşüyor.
III. metin, emek, barış, üretim, kardeşlik kavramları üzerine kurulmuş; sömürüye, ezenlere muhalif bir söylem söz konusu. “İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir”e örnek olabilir.
IV. metin, şiiri konuşma diline indirgeyen, günlük yaşamın basit ayrıntılarını imgesiz, sanatsız dile getiren, ölçü ve uyaksız bir şiir. Garip şiirinin tipik örneği.
V. metin 8’li hece ölçüsüyle yazılmış. Feymani mahlası ve söyleyiş özellikleri bu şiirin Cumhuriyet Dönemi halk şiiri olduğunu gösteriyor.
Cevap: A

 

53. Verilen şiirde tasavvuf geleneğinden modern bir anlayışla yararlanılmaya çalışılmış. Ancak anlamın örtük olması, imgelere yer verme gibi özellikler, şiiri İkinci Yeni şiirine yaklaştırırken Garip şiiri etkisi hiç yok. Garip şiirindeki konuşma diline indirgenen basit söyleyiş, günlük yaşamla ilgili ayrıntılar bu şiirde söz konusu değil.
Cevap: E

 

54. Hisar topluluğu Birinci Yeni şirine de İkinci Yeni şiirine de uzak kalır. Bu topluluktaki şairler Garip öncesi şiir anlayışını, yani geleneksel şiiri savunurlar. Ancak yeniliklere karşı olmadıklarını da vurgularlar. Onlar geleneği yıkmayı değil, devam ettirmeyi düşünürler. Yenilik anlayışları, geleneğe aykırı olmamakla sınırlıdır. Karşı çıktıkları bir başka konu da öz Türkçe akımıdır. Örneğin C seçeneğinde kullanılan “sevi” sözcüğünü Hisar şairleri kullanmak istemez. Ayrıca bu seçenekteki dizelerde konuşma dilinden uzaklaşma, anlamın açık olmaması Hisar şairlerine ters düşer.
Cevap: C

 

55. İkinci Yeni şiirinin en popüler şairi olarak bilinen ve şiirleri Sevda Sözleri adlı kitapta toplanan şair Turgut Uyar değil, Cemal Süreya’dır.
Cevap: D

 

56. Şiirde söz sanatlarının gereksiz olduğunu ilen süren topluluk Garipçilerdir.
Cevap: B

LYS Edebiyat Deneme Sınavı – Çözümlü

1.Romantik geleneğin dışına çıkan 19. yüzyıl romancıları, ak-kara çatışmasında yazarın taraf tutmasını doğru bulmamış ve kimi insanı ak, kimi insanı kara değil; her insanı alaca göstermek istemiştir.
Parçadaki altı çizili sözün anlamı aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?
A) Yazar, romanlarındaki kahramanlarını iyi ve kötü yanlarıyla anlatmış; gerçekçi çizgisinden sapmamıştır.
B) Roman kahramanlarını sadece iyi yönleriyle tanıtmak, romantik yazarların tutumudur.
C) Roman kişilerini halkın içinden seçen yazarlar, toplumsal gerçekleri yansıtmak amacındadırlar.
D) Romanda gerçekçilik, kişileri bütün özellikleriyle tanıtmakla mümkündür.
E) Romancının görevi, iyinin yanı sıra kötüyü de anlatmaktır.

 

2. Yazar, kafasında tasarladığı şemaları somutlaştırmak için roman kişilerini araç olarak kullanıyor yani asıl amacı kişileri anlatmak değil, tezini kanıtlamak. Romanlarındaki kişilerin ete kemiğe bürünememesi, cansız bir iskelet olarak kalması bu yüzden.
Parçadaki altı çizili sözle roman kişilerinin anlatılmak istenen özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halkın değil, aydın tabakanın eğilimlerini yansıtmaları
B) Fizyolojik niteliklerinden çok iç dünyalarının öne çıkarılması
C) İnandırıcılıktan yoksun olup yaşayan bir kişi izlenimini vermemeleri
D) Kişiliklerini yazarın betimlemeleriyle değil de davranış ve konuşmalarıyla ele vermeleri
E) İç dünyalarının çevre koşullarıyla açıklanması

 

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde olumsuz eleştiri söz konusu değildir?
A) Kitapta ayrıntılar hoyratça kullanılıyor; birkaç roman oluşturacak öğeler kimi yerde üst üste yığılmış.
B) “Issızlığın Ortasında” savruk ve dağınık bir roman izlenimi bırakıyor okurlarında.
C) Romanda Kurtuluş Savaşı yıllarının koşulları geriye dönüşlerle veriliyor.
D) Toplumsal gerçeklerin gözlemlenmesinde o kadar güçlü olan yazarın psikolojik tahlillerde yetersizliği çok şaşırtıcı.
E) Yazarın bir şeyi anlatırken ikide bir araya girip açıklamalar yapması, romanı röportaja doğru itiyor.

 

4. (I) Kışın Anadolu ‘da çok yolculuk yaptım. (II) Dağ başlarında, donmuş çağlayanlar ay ışığında ışıltılar saçarken ateşler yaktım. (III) Nice kapılar çaldım; tanımadığım insanların konuğu oldum. (IV) Bu yolculuklar sırasında içinden geçtiğim ormanlar sessizliğe gömülmüştü. (V) Beyaz örtü altında kaybolmuş ağaçlar, insanın, yeryüzündeki bütün seslerin yok olduğu duygusuna kapılıp ürpermesine yol açıyordu.
Bu parçada numaralı cümlelerden hangisinde “do!aylama”ya örnek bir kullanım vardır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.           E) V.

 

5. (I) Nuh’un gemisi gibidir Ülkü Tamer’in şiirleri: Her türlü imgenin erkeğini ve dişisini barındıran; kalabalık, şenlikli; terzilerle, tilkilerle, kirpilerle, sansarlarla ve her şeyle dolu. (II) En soyut atılımını bile çok yalın bir dille yapan bir şairdir o.(III ) Konuşma dilini merkez alır kendisine. (IV) Çok kere bir türkü rahatlığına ulaşır. (V) Yeni bir dil yaratmanın ancak ortak dil içinde olursa değerleneceğine inanmış gibidir.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde, sözü edilen şairin şiirlerinin içeriğine değinilmiştir?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.           E) V.

 

6. Çağımızın siyah objektiften bir fotoğrafı çekilse insana umut veren her şeyin aynı zamanda yeni kötülüklerin kaynağı olduğu da görülebilir.
Bu cümleden aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılabilir?
A) Karamsarlığın iyimserlikten daha iyi olduğu
B) Yaşama ilişkin yorumların bakış açısına göre değiştiği
C) Olumlu düşünmenin, insanı her alanda başarıya götürdüğü
D) Karamsarlığın ya da iyimserliğin değiştirilemeyecek bir mizaç özelliği olduğu
E) Çağımızın gerçeklerinin, insanı olumsuz bakış açısından tamamen uzaklaştırdığı

 

7. (I) Dergiler, şiir, öykü gibi sanat ürünlerinin gelişip boy attığı ortamlardır. (II) Bu ürünler için kaçınılmazdır onlar. (III) Ağızdan ağıza yayılma, bestelenme vb. olasılıkları göz önüne alındığında şiir, belli ölçüde onlardan bağımsız olabilir ama öykü onlarsız olmaz. (IV) Dergilerde filizlenmemiş bir öykücünün, herhangi bir marketin göze batmayan bir rafında küflenmeyi bekleyen, adını tadını bilmediğimiz bir gıda maddesinden farkı kalır mı? (V) Yazar, okuruyla ilk bağını kitabından önce, dergilerde yayımladığı öyküler aracılığıyla kurar.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi “Dergiler, yazarı okurla buluşturup tanıştıran platformlardır.” cümlesine anlamca en yakındır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

S8

 

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Anadolu’nun bir yarımada olmasının sonuçlarından biri de bu.
B) Beni ele başı olarak görmeleri canımı sıkmıyor değil.
C) İki karyolayı yan yana koymak zorunda mısınız?
D) Koskoca Paris’te yapayalnız kalmak kim bilir ne acıdır?
E) İçtiğin sigaraları uç uca eklesen İstanbul’a gider galiba!

 

10. Geceleyin bir ses böler uykumu
İçim ürpermeyle dolar: — Nerdesin?
Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) İyelik eki almış ad
B) Zaman zarfı
C) Belgisiz sıfat
D) Çekimli eylem
E) Bağlaç

 

11. Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine
Bu dizelerdeki sözcüklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) “Bırakılan” sözcüğü edilgen çatılı sıfat-fiildir.
B) “Kadar” sözcüğü edattır.
C) “bile” sözcüğü bağlaçtır.
D) “kalamam” sözcüğü yapıca birleşik eylemdir.
E) “gözlerine” sözcüğü hem yapım hem çekim eki almıştır.

 

12. Aşağıdaki dizelerin hangisinde adlaşmış sıfat ek eylem alarak yüklem görevinde kullanılmıştır?
A) Zil çalacak… Sizler derslere gireceksiniz bir bir
B) Baktım: Konuşurken daha bir kere güzeldin
C) Çıktım bugün güzellerin gözlerinde seyahate
D) Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
E) Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak

 

13. Gurbetten gelmişim yorgunum hancı
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş
Aman karanlığı görmesin gözüm
Perdeleri ger yavaş yavaş
Bu dörtlükle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) “gelmişim” eyleminin kipinde zaman kayması vardır.
B) Dilin, kanalı kontrol işlevi ağır basmaktadır.
C) “Aman” ünlemi, uyarı amacıyla kullanılmıştır.
D) Şiirin öznesinin gönderici, “hancı”nın alıcı olduğu bir iletişim söz konusudur.
E) İleti, şiirin öznesinin hancıdan istekleriyle ilgilidir.

 

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Çocukları sanat ve bilimsel alanlarda bilinçlendirmek gerekir.
B) Benim ve amcamın oturduğu ev aynı mahallededir.
C) Yazar her romanda aynı üslubu sürdürmesi, eleştirilen tek yönüdür.
D) Dürüst ve bencil olmadığı için herkes onu çok seviyor.
E) Müzeye girişte yetişkinler üç, çocuklar bir lira ödüyor.

 

15. Kasım Efendi nahiye pazarının kurulduğu gün kalabalık duysun, köylüler işitsin diye makineyi kahve ye getirdi. Bir sandalyenin üzerine çıkarak “Ey millet, duyduk duymadık demeyin! Artık fotoğraf çektirmek için ilçeye gitmenize lüzum yok. İşte makine Arzu edenlerin fotoğrafını çekeceğim. Altı adet şu kadar, on iki adet şu kadar. Fiyatlarımız düşüktür. diye yeni mesleğini ilan etti.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Tanık gösterme          B) Betimleme          C) Açıklama          D) Öyküleme          E) Örnekleme

 

16. Emine abla mutfağın aralığına koyduğu maltızda patlıcan kızartıyordu. Ufak tefek tıkız bir kadın, kapkara kaşlı, yumuk gözlü, çirkin… Yemeği geciktirmiş olmanın telaşı içindeydi. Elinde maşa patlıcanları çeviriyor, ateşi yelliyor, bir yandan da yüzünün terini kollarına siliyordu. Derin derin soluk aldı, aralığın kapısına dayanmış kendisini izleyen Şefika’ya baktı. Çocukluktan yeni çıkmakta olan cana yakın, eli yüzü düzgün, esmer mi esmer, sıska bir kız.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Görme duyusuyla ilgili ayrıntılara yer verme
B) İkileme ve pekiştirmelerden yararlanma
C) Gözlemci bakış açısıyla anlatma
D) Betimleme öğelerine yorum katma
E) Dokunma duyusuyla ilgili ayrıntılar kullanma

 

17. Geçtiğimiz yıl bir kavak kesme seferberliği başlatılmıştı İstanbul’da. Kestiler mi, ne kadarını kestiler, meçhulüm ama sevmedim bu kesme işini. Tamam, pek faydaları dokunmuyor; öyle aman aman bir güzellik de katmıyorlar kente. Üstelik pamukçuklarının böyle ağza burna doluşması da hoş değil. Hastası var, astımlısı, alerjisi olanı; yaşlısı, çocuğu var… Zararlı onlara, doğrudur —
Dil ve düşünce akışına göre, bu parçanın aşağıdaki cümlelerden hangisiyle tamamlanması uygundur?
A) tersine şehir ağacı değildir ki kavaklar…
B) oysa kırın, bayırın ağacıdır kavak ağacı.
C) neyse ki yaz geldi mi pervasızca pamukçuklarını salıveriyorlar ortaya.
D) velhasıl kavaklar, kendi hallerinde derviş ruhlu ağaçlardır.
E) ama onları kesmeye nasıl eli varır insanın?

 

18. Basın Müzesi’nde “yasaklı kitaplar sergisi” açılmış. Yasaklı kitaplar, yani ülkemizin düşüncede geri kalmışlığının, düşünce özgürlüğündeki içler acısı halinin belgeleri… Orada suçlu, kanlı bıçaklı kitapları görünce dayanamadım. Zengin olsaydım alırdım o kitapların tümünü. Sonra onları demir parmaklıklı bir kafese koyar, bütün dünyada dolaştırırdım. İbret için yapardım bunu. işte, derdim, bu ne idüğü belirsiz zararlı kitaplar yok mu, bakın biz bunları toplayıp kafese koyduk, yazarlarını hapsettik. Şimdi ülkemiz dirlik ve düzen içinde, günlük güneşlik; insanlarımız mutlu… Bu zararlı kitapları yasaklayarak güçlü bir ülke yarattık. Size de tavsiye ederiz…
Bu parçada aşağıdakilerin hangisi ağır basmaktadır?
A) Böbürlenme          B) Yadırgama          C) Alay          D) Üzülme          E) Pişmanlık

 

19. Kendini eleştirmeyi başarabiliyorsa kişi, bir dizi meydan savaşının ve üst üste kazanılmış zaferlerin neticesi olmalıdır bu. Ne ile mi savaşacak insanoğlu? İçindeki kocaman gurur ve böbürlenme dağlarıyla, “Ben bilirim!” krallığıyla…
Bu parçada aşağıdakilerin hangisi vurgulanmıştır?
A) Eleştirinin nesnel olması gerektiği
B) İnsanın kendisini eleştirebilmesinin güçlüğü
C) İnsanın kendisini eleştirmede aşırıya kaçmaması gerektiği
D) Kendi kendini eleştirebilmenin kolay bir iş olduğu
E) Kazanılan başarıların, insanları özeleştiriden uzaklaştırdığı

 

20. Çok uzak olmayan bir tarihte, bir kısa film şenliği nedeniyle yapılan özel bir toplantıda, genç yönetmenlerimizin filmlerini ilgi ve merakla izleyen bir Alman sinemacı soruyor: Neden hepiniz de Avrupalı yönetmenler gibi film çekmeye çalışıyorsunuz? Neden kendi dünyalarınız yok? Neden kendi hikâyelerinizi anlatmıyorsunuz? Bakın, bizim zaten bir Wim Wenders’imiz var; niye bir de Türk Wenders’i seyredelim?
Bu paragrafta sözü edilen Alman sinemacının Türk sinemasında göremediği özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Öznellik          B) Evrensellik          C) Çağdaşlık          D) Özgünlük          E) Somutluk

 

21. Şair, şiirlerime ne anlam verilirse, anlamları odur, diyebilir ama eleştirmenin durumu çok başka: Yazdığının yanlış yorumlandığını, sağa sola çekildiğini görürse yeniden yazar, açıklamalara girişir, görüşlerini daha iyi yansıtmaya çalışır.
Bu parçaya göre, şiirde gerekil görülmeyen ama eleştiri yazılarında bulunması istenen nitelik, aşağıdakilerin hangisidir?
A) Akıcılık          B) Açıklık          C) İçtenlik          D) Özgünlük          E) Derinlik

 

22. İstasyondan kalkıp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak hâlim yoktu. Çantamı yanıma koyarak kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeye başladım. İçi tozla karışık ter kokan kamyon, dünyanın bu en bozuk yolunda bizi birbirimize vura vura sersem etmişti. Birdenbire duraklamalar, bir çukura yuvarlanır gibi sarsıntılar, bana nerede olduğumu bile unutturmuş ve beni karanlık bir rüya dünyasına atmıştı. Şimdi oturduğum taşın üzerinde bu rüyadan silkinmeye çalışıyordum.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Betimleyici öğeler vardır.
B) Eksiltili cümlelere yer verilmiştir.
C) Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
D) Kahraman anlatıcının bakış açısıyla yazılmıştır.
E) Yalın bir dil kullanılmıştır.

 

23. Yazarlığı altın bilezik olarak koluna takan ama bir türlü edebiyatın telini tınlatamayan yazarlar vardır.
Bu cümlede görülen söz sanatları aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
A) Teşbih – Kapalı istiare
B) Teşhis – Açık istiare
C) Tariz – Mübalağa
D) Teşbih – Mecaz-ı mürsel
E) Teşhis – Kinaye

 

24. Aşağıdakilerin hangisinde, parantez içinde verilen söz sanatına örnek bir kullanım yoktur?
A) Yanında birini kesseler eğer
Bir hançer de sen vur, sonra utanma
(Tariz)
B) – Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
Diye hıçkırır kaval
(Tecahülüarif)
C) Ayaklar, odalarda bir çift güvercin
Tutup avuca almak, okşayıp öpmek için
(Teşbihibeliğ)
D) Hem kötüyüm karanlığım çirkinim biraz
Aysel git başımdan seni seviyorum
(Tezat)
E) Ey boş gecelerin dadı ay ışığı
Salla, salla hüzün uyuyan beşiği
(Teşhis)

 

25. Mehmet Ağa’nın evi akmış. Onu aktarmak için
Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün.
Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!
İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene!
Hadi aktarmayayım… Kim getirir ekmeğimi?
Oturup kör gibi nâmerde el açmak iyi mi?
Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası;
Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası!
Mehmet Akif Ersoy
Bu dizelerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğru değildir?
A) Manzum hikâye türünde yazılmıştır.
B) Mesnevi nazım biçimiyle benzerlik gösterir.
C) Hece ölçüsüyle yazılmıştır.
D) Didaktik amaçla yazılmıştır.
E) Halkın yaşayış tarzını ve değerlerini yansıtmaktadır.

 

26. Carablus Köprüsü deyip geçme, bu köprünün iki tarafından iki ayrı Fırat uzanıyor! Birecik’te o kadar tasalı akan Fırat, burada neye coşkun bir neşe içinde alabildiğine açılıp serpilmiş? Bütün sularını Türk topraklarından alan nehir, sanki o topraklardan ayrılırken bütün güzelliğini teşhir ediyor. Demir köprünün öteki ucu gürbüz koruluklar içinde kayboluyor. Bütün kıyılar kabarık bir yeşillikle çerçeveli. Artık çıplak çöllere düşecek nehri son defa gene bizim topraklar giydirip kuşatmıştır.
İsmail Habib Sevük
Bu parçadan hareket ederek metnin yazarı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Gözlemlerine yorum katmıştır.
B) Gezi yazılan olan bir yazardır.
C) Servetifünun Dönemi sanatçılarındandır.
D) Anadolu coğrafyasına sevgi dolu bir duyarlılıkla yaklaşmıştır.
E) Sanatlı fakat açık, duru, akıcı bir anlatımı vardır.

 

27. Şimdi geçerlerken baktım ve tanıdım.(…) Aralarında bir çehre var ki bakınca “İşte harbi kazananlar!” diyorum.(…) İşte çamur içinde, barut ve kan içinde, cehennem ateşi içinde kayalara tırmanan nefer, ölüm yağmuru altında memleketini çalmaya gelenin gırtlağına atılan nefer budur. İçindeki korkunç kudretin manasını bilmeyen, tahlil etmeyen fakat içindeki eski ve isimsiz bir cengaverlikle yeni müphem, henüz boş bir ülküye lazım olduğu dakika şahane ölen nefer budur. İçimden selamlıyorum onu ve onun gibi ateş altında, duman içinde memleketi için ölmeye atılanları birden selamlıyorum.
(Kubbede Kalan Hoş Şada)
Bu metinle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Yazarı Halide Edip Adıvar’dır.
B) Milli Edebiyat Dönemi’nde İstiklal Harbi yıllarında yazılmıştır.
C) Yazar, kahraman Türk askerine duyduğu minneti ifade etmiştir.
D) Dilin heyecan bildirme işlevinden yararlanılmıştır.
E) Makale geleneğine özgü özellikler ağır basmaktadır.

 

28. İslamiyet’ten önceki Türk edebiyatı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) Yazılı ürünlerden çok, sözlü ürünler görülür.
B) Oğuz Kağan Destanı, Manas Destanı ve Dede Korkut Hikâyeleri bu dönemin en önemli eserleridir.
C) Yazılı ürünlerde Göktürk ve Uygur alfabesi kullanılmıştır.
D) Şiirler şaman, oyun, ozan, baksı, ya da kam adı verilen kişilerce kopuz eşliğinde söylenir.
E) Başlıca ürünler sagular, koşuklar, destan ve savlardır.

 

29. Bağ bana
Bahçe sana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfün teli bağ bana
Bu parça ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) “bana” sözcüğü redif olarak kullanılmıştır.
B) İkinci ve dördüncü dizelerde cinaslı uyak vardır.
C) Birinci dize dışında 4+3 hece kalıbı kullanılmıştır.
D) Birinci ve ikinci dizeler doldurma olup asıl anlatılmak istenen son iki dizededir.
E) Yedekli (artık) mani örneğidir.

 

30. Aşağıdakilerden hangisi halk hikâyesinin özelliği değildir?
A) Nazım biçiminde oluşturulmuş olması
B) Genellikle âşıklar ya da meddahlar tarafından anlatılması
C) Örneklerinin Anadolu’da 16. yüzyıldan itibaren görülmesi
D) Kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılması
E) Aşk ve kahramanlık konulan etrafında oluşması

 

31. Aşağıdaki dizelerin hangisi koçaklamadan alınmıştır?
A) Berber olsam gelmez bana müşteri
Üstat gerek kullanmaya neşteri
B) Gülmedim dünyaya geldim geleli
Ne kara yazılı garip başım var
C) Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
D) Doyamam bakmaya güzel yüzüne
Kurban olam bin can ile özüne
E) Müptelayım senin ahu gözüne
Bakıp bakıp ah derim yüzüne

 

32. I. Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş
Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı
Camlar şîkest olmuş, meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

II. Çiftlikte kalmamış sığırla manda
Meradan kaldırmış kurtlar buzağı
Kurnalar boşalmış yıkık hamamda
Ustalar toplamış tası tarağı
Bu dörtlüklerden ilki Bayburtlu Zihni’ye aittir; ikincisi ise Bayburtlu Zihni’nin şiirine şaka ya da alay yollu benzetilerek yazılmış bir —- örneğidir.
Yukarıdaki parçada sıra noktalarla belirtilen yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) tehzil          B) mersiye         C) surname          D) methiye          E) şehrengiz

 

33. Aşağıdakilerden hangisi divan ve halk edebiyatının ortak bir özelliğidir?
A) Sanatlı, ağdalı bir dil kullanılması
B) Genellikle hece ölçüsünün kullanılması
C) Arap ve Fars edebiyatlarının etkisinde kalınması
D) Düz yazıdan çok, şiire önem verilmesi
E) Çok sayıda anonim ürünün olması

 

34. I. Dört dizeden oluşan bir nazım biçimi olması
II. Felsefi konularla tasavvuf, aşk, şarap gibi konuların işlenmesi
III. Aruz ölçüsünün aynı özel kalıplarıyla yazılması
IV. Uyak düzeninin a-a-x-a biçiminde olması
V. Fars edebiyatından alınması
Yukarıdakilerden hangileri tuyuğ ile rubainin ortak özelliklerinden değildir?
A) I. ve III.          B) II. ve IV.          C) III. ve V.          D) I. ve IV.          E) II. ve V.

 

35. Aşağıdakilerden hangisi divan edebiyatında nesir türünde yazılmış eserlerden biri değildir?
A) Kabusnâme          B) Vesiletü’n-Necât          C) Tazarrunâme          D) Mizanü’l-Hak          E) Bâbürnâme

 

36. Klasik romana Fenelon’un Telemak‘ı (I) , romantik  romana Lamartine’in Silahlara Veda‘sı (II) , gerçekçi  romana Dickens’ın David Copperfield‘ı (III) , natüralist  romana Emile Zola’nın Nana‘sı (IV) , varoluşçu romana  Jean Paul Sartre’ın Bulantı‘sı(V)  örnek verilebilir.
Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

37. Edebiyatımızda Batılı tarzda ilk oyunları Şinasi, Ali Haydar, Direktör Ali Bey kaleme alır. Bunlara Namık Kemal, Ebuzziya Tevfik, Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal ve Recaizade Mahmut Ekrem de katılır.
Aşağıdaki eserlerden hangisi bu parçada adı geçen yazarlardan herhangi birine ait değildir?
A) Ayyar Hamza          B) Çerkeş Özdenler          C) Zoraki Tabip          D) Akif Bey          E) Afife Anjelik

 

38. I. Tanzimat Dönemi’nde divan edebiyatını en çok eleştiren kişidir.
II. Sadece kendi kuşağını değil, kendinden sonraki kuşakları da etkilemiş; gönülleri vatan ve millet sevgisiyle doldurmuştur.
III. İki romanıyla altı tiyatro eseri vardır.
Numaralanmış özellikler aşağıdaki sanatçılardan hangisine aittir?
A) Namık Kemal
B) Ziya Paşa
C) Ahmet Mithat Efendi
D) Muallim Naci
E) Sami Paşazade Sezai

 

39. Aşağıdakilerden hangisi Servetifünun romancılarının özelliklerinden biri değildir?
A) Eserlerinde kişiliklerini gizlemeleri
B) Realizm akımından etkilenmeleri
C) Kahramanlarını iyi-kötü karşıtlığı içinde vermeleri
D) Yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklü, sanatlı bir dil kullanmaları
E) Bireysel konuları ele almaları

 

40. Milî Edebiyat (I) Dönemi’nin ünlü isimlerinden olan Ahmet Vefik Paşa (II) , Türk dili ve tarihi alanında yaptığı çalışmalarla Türkçülük (III) akımına öncülük etmiştir. Ebulgazi Bahadır Han’dan (Çağataycadan Osmanlı Türkçesine) çevirdiği Şecere-i Türkî (IV) (Türklerin Soy Kütüğü) ve Lehçe-i Osmanî (V) (Türkçe Sözlük) bu çalışmalarının en önemlileridir.
Yukarıdaki altı çizili yerlerden hangisinde bilgi yanlışı yapılmıştır?
A) I.          B) II.         C) III.          D) IV.          E) V.

 

41. Refik Halit Karay’la ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) Psikolojik tahlillere yer vermemekle birlikte, , canlandırdığı karakterlerini titiz bir gözlemle aktarmıştır.
B) Eserlerini canlı bir konuşma diliyle; kısa, yalın cümlelerle ve zengin bir sözcük dağarcığıyla  yazmıştır.
C) Dikkat çeken yönlerinden biri de mizahçılığı ve  yergiciliğidir.
D) Eserlerinde Doğu-Batı ikilemini, aydın-halk çatışmasını yansıtmıştır.
E) Yazı hayatına fıkra yazarlığıyla başlamış; daha sonra hikâyeleri ve romanlarıyla ününü genişletmiştir.

 

42. Sanatçı kişiliğinden çok siyasi kişiliği öne çıkan bir yazardır. Yazarlık yaşamı 1910’da “Genç Kalemlerde başlamıştır. Türkçenin yalınlaşması, ulusal bilincin gelişmesi yolunda çalışmalar yapmış, sanatını da düşüncelerini yaymakta bir araç olarak kullanmıştır. Türkiye’de sosyoloji alanının ilk uzmanlarından biridir.
Aşağıdakilerden hangisi paragrafta tanıtılan yazara ait yapıtlardan biri değildir?
A) Kızıl Elma
B) Altın Işık
C) Türk’ün Ateşle İmtihanı
D) Türkçülüğün Esasları
E) Türk Medeniyeti Tarihi

 

43. “Hecenin Beş Şairi” dışında 1914-1923 arasında ve Cumhuriyet Dönemi’nde Millî Edebiyat zevk ve anlayışına bağlı kalarak heceyle şiir yazan şairler
arasında Kemalettin Kamu (I) , Ali Mümtaz Arolat (II) ,Necmettin Halil Onan (III) , Cahit Külebi (IV) , Halide Nusret  Zorlutuna (V) gibi isimler başı çeker.
Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

44. Aşağıdakilerin hangisi Yahya Kemal Beyatlı’nın özelliklerinden biri değildir?
A) Aruzu Türkçeye başarılı bir biçimde uygulaması
B) Konuşma diliyle ve yalın bir üslupla yazması
C) Divan şiiri nazım biçimlerini yeni bir tarzda kullanması
D) Düz yazıdan uzak durarak sadece şiirle ilgilenmesi
E) Tarih, vatan, aşk, musiki, din, tabiat, sonsuzluk gibi temaları işlemesi

 

45. … Buraya geldiğimin bilmem kaçıncı haftası idi. Mehmet Ali’ye sordum:
— Kadınlarınız niçin benden kaçıyorlar?
— Yabansın da ondan, beyim.
Bu “yaban” sıfatı beni önce çok kızdırdı. Fakat sonra anladım ki Anadolulular, Anadolu köylüleri, tıpkı kadim Yunanlıların kendilerinden başkasına “barbar” lakabının vermesi gibi, her yabancıya “yaban” diyorlar.
Gün geçtikçe daha iyi anlıyorum: Türk “intellektü-el’i, Türk okumuşu, Türk ülkesi denilen bu engin ve ıssız dünya içinde bir garip münzevidir.
Bu metinle ilgili aşağıdaki açıklamaların hangisi yanlıştır?
A) Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” adlı romanından alıntıdır.
B) Kahraman anlatıcının bakış açısından anlatılmıştır.
C) Aydın-köylü çatışması üzerinde durulmuştur.
D) Romanın başkahramanı Ahmet Celal’in, sığındığı bir Anadolu köyünde yaşadıkları anlatılmıştır.
E) Cumhuriyet öncesinde Millî Edebiyat Dönemi’nde yazılmıştır.

 

46. Aşağıdaki şiir türündeki yapıtlardan hangisi diğerlerinden farklı bir geleneğin etkisinde yazılmıştır?
A) Geceleyin Bir Koşu
B) Bir Gün Mutlaka
C) Hücremde Ay Işığı
D) Dünyanın En Güzel Arabistanı
E) Hasretinden Prangalar Eskittim

 

47. Dil özellikleri dikkate alınırsa aşağıdaki dizelerden hangisinin Cumhuriyet Dönemi öncesine ait olduğu söylenebilir?
A) Selâm olsun sonsuz güneşe, aya
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?
B) Sen omzunda yorgan, elinde torban
Sen mevsim işçisi, büyük gezginci
C) Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan
D) Ah, yazık ki bütün insanlık güneşsiz.
Ey ateş, nasıl da seni yitirmişiz!
E) beni de kırdılar ben artık küsüm
Yağmurları yağmıyor ağaçlarıma

 

48. (I) Cumhuriyet Dönemi öğretici metinlerinin konuşma dilinden beslenen sade bir dille yazıldığı görülür. (II) Yazı dilinin konuşma diliyle birleşmesi bu dönemde yazan yazarlara kendilerini daha özgür ve kapsamlı anlatma imkanını sağlamıştır. (III) Bu metinlerde yurt gerçekleri, Anadolu insanı ve coğrafyası, millî kültüre yöneliş, Batılılaşma ve çağdaş kültür, sanat ve edebiyat sorunları başlıca konulardır. (IV) Deneme ve eleştiri türlerinde önceki dönemlere göre önemli bir gelişme olmuş; Nurullah Ataç’tan Mehmet Kaplan’a, Suut Kemal Yetkin’den Salâh Birsel’e çok sayıda deneme ve eleştiri yazarı yetişmiştir. (V) Röportaj, günlük ve fıkra türlerinde ise edebiyatımızın ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir.
Yukarıdaki numaralı cümlelerin hangisinde yanlış bilgi verilmiştir?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

49. Hiç olmazsa unutmamak isterdim.
Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar…
Yalnız bırakmayın beni hatıralar.
Az yanımda kal çocukluğum,
Temiz yürekli uysal çocukluğum…
Ah, ümit dolu gençliğim,
İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim…
Bu dizelerde işlenen tema aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yalnızlıktan yakınma
B) Geçmişe özlem
C) Unutulma korkusu
D) Yaşama sevinci
E) Ayrılık acısı

 

50. Daha çok şiir, hikâye ve romanlarıyla tanınmakla birlikte oyun yazarlığında da belli bir başarı çizgisinin altına düşmedi. Cumhuriyet Dönemi’nde oyunları en çok sahnelenen yazarlardan biri oldu. Taşra yaşamının ve insanının sorunlarını dile getirdiği oyunlarında kadın gerçeğini yansıtmaya özen gösterdi. Ezik Otlar, Mine, Vur Emri, Derya Gülü, Yaralı Geyik en ünlü oyunlarıdır.
Bu parçada tanıtılan sanatçı, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Attila İlhan
B) Sabahattin Kudret Aksal
C) Necati Cumalı
D) Haldun Taner
E) Recep Bilginer

 

51. Sen merhamet sen rüzgâr sen tiril tiril kadın
Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın
Sen başını çeviren cellatbaşının güne
Sen öyle ki sen diye diye seni anlayamayız
Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat
Sen sevgili sen can sen yârsın
İçerik ve biçim özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu şiirin aşağıdaki şairlerden hangisi tarafından yazıldığı söylenebilir?
A) Sezai Karakoç
B) Ahmet Muhip Dıranas
C) Cahit Sıtkı Tarancı
D) Ahmet Kutsi Tecer
E) Necip Fazıl Kısakürek

 

52. (I)
Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?
(Il)
Bulutu kestiler bulut üç parça
Kanım yere aktı bulut üç parça
İki gemiciyken Van Gogh’dan aşırılmış
Bir kadının yüzü ha ha ha.
(III)
Emekçi insan var, barıştan yana
Dünyayı kardeşçe yaratan, üreten…
Ve kurtlar – savaşta çıkarları…
Vurarak, kırarak, ezerek sömüren…
(IV)
Şimdi evime girsem bile
Biraz sonra çıkabilirim
Mademki bu esvaplarla ayakkabılar benim
Ve mademki sokaklar kimsenin değil
(V)
Feymani’yim, kaçma benden,
Usanmadı gönül senden.
Ecel, tatlı canı tenden,
Çekmeden gel, çıkmadan gel.
Numaralanmış metinlerin bağlı olduğu şiir gelenekleriyle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğru değildir?
A) I. metin : Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiir
B) II. metin : İkinci Yeni şiiri
C) III. metin : İkinci Yeni Sonrası Toplumcu şiir
D) IV. metin : Garip şiiri
E) V. metin : Cumhuriyet Dönemi halk şiiri

 

53. Evreni içinde gizleyen özneyim ben
Leyla çöllerde bir kayıp zamir
Yolu bitirip menzile erişir isem
Sıfatlar nesnelerden yeşerir

Ruha açılan sözüm ben
Faniliğe kapı gövde
Kıyıdan kesen kılınç
Açıkça gösterilen simge
Bu dizelerle ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) “Leyla, çöl” sözcükleri Leyla ile Mecnun hikâyesini, “Menzil, fanilik” sözcükleri tasavvuf geleneğini çağrıştırmaktadır.
B) “Evreni içinde gizleyen özneyim ben” dizesi tasavvuftaki “İnsan küçük bir evrendir.” düşüncesini dile getirmektedir.
C) Ahenk oluşturmada söyleyişten, benzer ses ve hecelerin yinelenmesinden yararlanılmıştır.
D) Yoruma açık, çağrışımlarla zenginleşen bir anlam vardır.
E) II. Yeni şiirinden çok, Garip şiirinin etkileri ağır basmaktadır.

 

54. Aşağıdaki dizelerden hangisinin Hisar topluluğu şairlerinden birine ait olduğu düşünülemez?
A) Ben Anadolu’yum, acılı, mahzun
Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç
B) Nedense küçük istasyonlar bana
Buruk yalnızlıkları tattırır
C) Ben vurdum sevilere belli değil miydi
Bin yıl seni açtım işte yalnızlığımda
D) Gerçek hayali aştı ufuklar uzak değil
En olmaz isteklere uzanmak yasak değil
E) Yunus, Karacaoğlan, Hacı Bektaş-ı Veli
Yağmurdur şimdi köylerde, çiçek veya ekindir

 

55. Aşağıdakilerin hangisinde verilen bilgi ayraç içinde adı verilen şaire ait değildir?
A) Şairlik yaşamının ilk döneminde toplumcu gerçekçi bir anlayışla halkın sorunlarını, emekçi sınıfın mücadelesini, haksızlıkları dile getirmiş; ancak toplumsala yönelirken bile bireysel olandan hareket etmiş, dış dünyaya hep  kendi “beninden bakmıştır. (İsmet Özel)
B) Divan şiirinden yararlandığı “Bedrettin Üzerine Şiirler” ve “Doğu Şiirlerinden sonra yayımladığı “Gizemli Şiirler”den itibaren daha çok içine kapandığı ve tasavvuf geleneğine yaslandığı görülür. (Hilmi Yavuz)
C) İkinci Yeni şairleri arasında sayılmakla birlikte içerik bakımından onlardan farklı bir çizgi izlemiş; özellikle 1960’lı yıllarda mistik, metafizik, dinsel kavramlarla ördüğü şiir dünyasıyla bu farklılığını belirginleştirmiştir. (Sezai Karakoç)
D) Kendine özgü söyleyişi, şaşırtıcı buluşları, zengin birikimi ve duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle İkinci Yeni şiirinin en popüler şairi olmuş, şiirlerini Sevda Sözleri’nde toplamıştır. (Turgut Uyar)
E) Şiirlerindeki kapalı anlam, kullandığı kültürel kodlar açımlandığında Doğu ve Uzakdoğu kültürü, tasavvuf, kutsal kitaplar, mitoloji, masallar ve çocukluk hatırlarıyla örülü bir şiir evrenine sahip olduğu görülür. (Asaf Halet Çelebi)

 

56. Yazının ortaya çıktığı günden beri yüz binlerce şair gelmiş, her biri binlerce teşbih yapmıştır. Hayran olduğumuz insanlar bunlara birkaç tane daha ilave etmekle acaba edebiyata ne kazandıracaklardır? Teşbih, istiare, mübalağa ve bunların bir araya gelmesinden meydana çıkacak bir hayal zenginliği, ümit ederim ki tarihin aç gözünü artık doyurmuştur.
Bir bildiriden alınan bu parçada dile getirilen görüşü, aşağıdaki topluluk ya da anlayışların hangisi savunmuştur?
A) Maviciler          B) Garipçiler          C) İkinci Yeniciler          D) Yedi Meşaleciler          E) Beş Hececiler

Çözümleri için TIKLAYIN

test8

4. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 2. Dönem 3. Yazılı Sorusu ve Cevapları

4. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 2. Dönem 3. Yazılı Sorusu ve Cevapları

İNDİR

4. Sınıf Matematik 2. Dönem 3. Yazılı Sorusu

4. Sınıf Matematik 2. Dönem 3. Yazılı Sorusu

İNDİR

Tarih Dersi Şifreleri

Aşağda tarih dersinde en önemli konuları şifrelenmiştir. Öğrenmeyi kolaylaştıracağı, hafızada kalma süresini uzatacağı muhakkaktır.

Tarih Dersi Şifreleri İNDİR

2010 – 2011 Diksiyon Dersi Yıllık Planı

2010 – 2011 Diksiyon Dersi Yıllık Planı (Şebnem GÜRSOY YILMAZ)

2010 – 2011 Tiyatro Egzersiz Planı

2010 – 2011 Tiyatro Egzersiz Planı 

Yeni eğitim döneminde tiyatro çalıştırmak isteyen Türkçe ve edebiyat öğretmenleri için hazır plan örneği

2010 – 2011 Milli Güvenlik Yıllık Planı

2010 – 2011 Milli Güvenlik Yıllık Planı (Kadir GÜMÜŞ)

2010-2011 Milli Güvenlik Zümre Toplantı Tutanağı

2010-2011 Milli Güvenlik Zümre Toplantı Tutanağı (Kadir GÜMÜŞ)

2010 – 2011 Türk Edebiyatı – Dil ve Anlatım Yıllık Planları

2010 – 2011 Türk Edebiyatı – Dil ve Anlatım Yıllık Planları (Mustafa ELİAÇIK)

Not: Yukarıdaki dosyada tüm lise edebiyat – dil ve anlatım planları mevcuttur. Planların ortak özelliği son derece sade oluşlarıdır.

Dosyasında sayfasayfa plan taşımak istemeyen öğretmenler için uygundur.

2010 – 2011 Edebiyat Zümre Toplantı Tutanağı

2010 – 2011 Edebiyat Zümre Toplantı Tutanağı (Selami USLU)

2010 – 2011 Müzik Egzersiz Planı

2010 – 2011 Müzik Ders Dışı Egzersiz Planı İNDİR
Gönderen: Talip TAKMAZ

2010 – 2011 Müzik Yıllık Planları

2010 – 2011 Eğitim Öğretim Yılı Lise Müzik Dersi Yıllık Planları İNDİR

Gönderen: Talip TAKMAZ

2010 – 2011 Matematik 9. Sınıf Yıllık Planı

2010 – 2011  Matematik 9. Sınıf Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 9. Sınıf Geometri Yıllık Planı

2010 – 2011  9. Sınıf  Geometri Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 Matematik 12. Sınıf Yıllık Plan

2010 – 2011  Matematik 12. Sınıf Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 12. Sınıf Geometri Yıllık Plan

2010 – 2011  12. Sınıf  Geometri Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 12. Sınıf Analitik Geometri Yıllık Planı

2010 – 2011  12. Sınıf Analitik Geometri Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 Matematik 11. Sınıf Yıllık Plan

2010 – 2011  Matematik 11. Sınıf Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 Geometri 11. Sınıf Yıllık Plan

2010 – 2011  Geometri 11. Sınıf Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 Matematik 10. Sınıf Yıllık Plan

2010 – 2011 Matematik 10. Sınıf Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011 Seçmeli Geometri 10. Sınıf Yıllık Plan

2010 – 2011 Seçmeli Geometri 10. Sınıf Yıllık Plan (Ferdi CENGİZ)

2010 – 2011, Sağlık Yıllık Planı

2010 – 2011, Sağlık Dersi Yıllık Planı (Erol ÖĞÜT)

2010 – 2011, 12. Sınıf Biyoloji Yıllık Planı

2010 – 2011, 12. Sınıf Biyoloji Yıllık Planı (Erol ÖĞÜT)

2010 – 2011, 9. Sınıf Biyoloji Yıllık Planı

2010 – 2011, 9. Sınıf Biyoloji Yıllık Planı (Erol ÖĞÜT)

Sponsorlu Bağlantılar


eğitim