Yıl 2010, yine ÖSYM yine yanlış soru(lar)..!

KPSS soruları yayımlandıktan sonra ortaya çıkan durum, tüm adaylarda büyük bir korku ve nefret uyandırdı. Ve en çok sorulan soru: “Bu soruları gerçekten profesörler mi hazırlıyor?”

Ömrünün büyük bir bölümünü Türk diline vermiş bir profesör “herhangi” ve “gitgide” sözcüklerinin yazımını bilmiyor mu -bunu lisede biz temel bir bilgi olarak veriyoruz- ya da bilmeyi de boşverin TDK’nin yazım kılavuzunu açıp bu sözcüklerin yazımına bakamıyor mu? Bu tür çok basit hatalar geçmiş yıllarda da oldu. Dikkat edin burada çok önemli bir nokta var: “Yazım kuralları sorusu hazırlayan kişi aslında yazım kurallarını bilmiyor..!”

Bir profesörü bu şekilde nitelendireceğimi düşünmeyin sakın. Sadece bu soruları hazırlayan kişinin profesör olmadığını “Ölçme – Değerlendirme Uzmanı” olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir lise mezununun çok kolay yanıtlayabileceği bir soruyu profesörün yanlış hazırlamış olabileceğini, gözden kaçtığını, basım hatası olduğu gibi bahaneleri kimse inandırmaya kalkmasın artık! ÖSYM başkanı Sn. Yarımağan, “derhal” soru hazırlama sürecini, bu süreçte kimlerin yer aldığını (unvan olarak), hangi görevleri paylaştığını ve hangi kaynakların baz alındığını net bir şekilde açıklamak “zorundadır artık!

ÖSYM’nin hazırladığı hemen hemen tüm sınavlarda Türkçe testi büyük bir sorun olmuştur. Bir önceki yıl isim tamlaması dediği bir unsura birkaç yıl sonra sıfat tamlaması demeyi bir hata olarak görmemiştir ÖSYM.
Birkaç yıl önce paragraflarda yanlış yazdığı bir sözcüğü birkaç yıl sonra yazım yanlışı olarak sormakta hatta o soruyu da yanlış hazırlamakta. Bir Türk dili uzmanı olarak bu durum gerçekten içler acısı ve bir o kadar da komik bir durum. Daha da komik tarafı şudur: Ülkemizde dilimizin en büyük otoritesi olan ve bir devlet kurumu olan TDK’nin uyarılarını hiçbir şekilde dikkate almamaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar TDK’nin yaptığı toplantılara bile ısrarlı bir şekilde temsilci göndermemekteydi. En son büyük baskılar sonucunda bir karar almış ve aşağıdaki bağlantıdaki belgeden de görüleceği gibi 2009 yılında TDK’ye aykırı soru sormayacaklarını beyan etmiş ama yine bunu başaramamışlardır. İşte o BELGE . (Yeni pencerede açılır)

Son yıllarda KPSS’nin çığrından çıktığını, sırf sınavı zorlaştırmak adına onlarca yanlış soru hazırlandığını bilmeyen kalmadı. Bu, mahkeme kararı ile de defalarca ıspatlandı.  Bu kez ÖSYM hatasını hemen anladı ve herhangi bir açıklama yapmaksızın iptal etti soruyu. Peki bu çözüm oldu mu?

Adaylar soruda, yanlış olan seçenekler arasında gidip gelerek boşa zaman kaybetti, moralleri bozuldu, emin oldukları bilgilerden bile şüphe eder oldu ve bu psikoloji, sınavın 11’inci sorusundan başladı, bazı kitapçıklarıda ilk sorudan!

Öte yandan soru iptal edilince soruya bir saniyesini bile ayırmayanlar ya da yazım kurallarını bilmeyenler, bu adaylarla eşit kabul edildi. Ve bu soru tüm adayların sıralamalarını değiştirecek; yazım kurallarını “o soruyu hazırlayan uzmandan (!) daha iyi bildikleri halde” sıralamada binlerce kişinin gerisinde kalacaklar. Bu insanların hakları ne olacak?

ÖSYM’nin objektifliği, torpilin azalması gibi güzel şeyler yok mu? Elbette var. Ama bu; saçma, kalitesiz ve yanlış soru hazırlama lüksünü vermez ÖSYM’ye. Çünkü en önemli görevi seçici, kaliteli ve doğru sorular hazırlamaktır!

Kalite demişken, KPSS’de dikkati çeken başka sorular da yok değil.

KPSS’nin “tarih” bölümünde 1961 Anayasası hakkında bir soru sorulması, İskenderun Limanı ile ilgili çok tartışılan ve yanlış olduğu ileri sürülen soru. Bir de en komik olanı:

Avrupa Merkez Bankası başkanı kimdir?

Evet evet gülmeyin sakın. Bu soru gerçekten sorulmuş! Tıpkı 2009’da başka ülkelerin dış borçlarını, hatta başka ülkelerin dış borç sıralamasını sorduğu gibi! İki üniversite bitiren bir Amerikalı, Alman, İngiliz vatandaşı haritada herhangi bir ülkenin veya Türkiye’nin yerini bile bulamazken, başbakanını – cumhurbaşkanının adını bilmezken; biz tüm dünyanın dış borçlarını, hatta Google’da bile adı çıkmayan, hiçbir kaynakta bulunmayan merkez bankalarının “yeni” başkanlarının adlarını bilmek zorundayız ve buna “Genel Kültür” diyoruz öyle mi? Vay benim güzel ülkemin cefakar insanları vay…!

Ekrem DURMUŞOĞLU