Fen – Edebiyatlılara Formasyon Komedisi

Geçtiğimiz günlerde YÖK, tarihi bir şaşkınlığa düşerek fen – edebiyat ve ilahiyat fakültelerinin 4 yıl içerisinde pedagojik formasyon verebilecekleri yönünde karar aldı. Yeni YÖK yönetiminden beklenebilecek türde bir karar. Ve bunun asıl olarak ilahiyat fakülteleri için alınan bir karar olduğu kesin; ancak araya fen – edebiyat fakültelerini de sıkıştırarak tepki çekmemeyi hedefledi. Hatta hedeflediğini sandı ve hatta kısmen de başarmış gibi görünüyor..! Şu ana kadar basında hiçbir şekilde bu saçmalığa tepki veren bir habere rastlayamadım.

Fen – edebiyat ve ilahiyat fakültelerinin formasyon eğitimi almasına karşı olmalı mıyız..? Elbette hayır. Çünkü günümüz Türkiye’sinde bu fakültelere giden gençlerimizin çok büyük bir bölümü öğretmen olabilmek için gidiyor.

Peki biz neye ve neden karşıyız? Bilindiği üzere 1995 yılında yine YÖK tarafından alınan bir kararla Eğitim Fakültelerinde köklü bir düzenlemeye gidilmiş, ortaöğretim alan öğretmenliklerine 3,5 yıl alan eğitiminden sonra 1,5 yıllık eğitim bilimleri dersleri verilerek tezsiz yüksek lisans derecesine çıkarılmıştır. Fen – edebiyat fakülteleri mezunu olan öğrenciler 1998 yılından itibaren 4 yıllık alan eğitimini aldıktan sonra sosyal bilimler veya eğitim bilimleri enstitüsü tarafından 1,5 yıllık tezsiz yüksek lisans eğitimine tabi tutulmuş, üniversite üniversite süründürülmüş bu da yetmemiş her geçen yıl tezsiz yüksek lisans eğitimi veren üniveristelerin kontenjanları “zorla” düşürülmüş dolayısıyla mezun olan insanlar yarış atına dönüştürülmüş ve yüzbinlerce fen – edebiyat mezunları yıllarca bekletilmiştir.

Bir öğretmen adayının ideal bir ortaöğretim öğretmeni olabilmesi için yüksek lisans derecesinde eğitim alması gerektiği görüşü hakim olmuştur ki bu son derece yerinde bir karar olmuştur. Yapılan yeni düzenleme ile fen – edebiyat ve ilahiyat fakülteleri mezunları için öğretmenlik yeniden 4 yıla indirilmiş, “yüksek lisans” derecesindeki öğretmenlik, pedogojik formasyon sertifikası haline getirilip haftasonu kursuna dönüştürülmüş ve tam anlamıyla “Eğitimde İrtica” tablosu ortaya çıkmıştır (TDK Bkz: irtica). Öbür taraftan eğitim fakültelerinde hiçbir düzenleme yapılmamış olması da çok dikkat çekici ve ürkütücü bir durumdur.

Yeni düzenleme ile ilerleyen yıllarda çok daha büyük karışıklıklar ortaya çıkacaktır:

2009 yılı itibarıyla 3 ve 4’üncü sınıf öğrencileri formasyon eğitimi alamıyor. Birkaç üniversite dışında öğrenim gören öğrenciler de bu eğitimden faydalanamıyor? Bir gecede alınan böyle siyasi bir kararın eğitimde fırsat eşitliğini bozup bozmadığına elbette yargı karar verecektir.

Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olmak isteyen bir gencimizin, şu durumda eğitim fakültesini yazmasının bir anlamı kalmamıştır; çünkü 1 yıl neden fazla okusun? Eğitimin “asıl beşiği” (*) olan eğitim fakültelerimizi tercih edecek öğrenci kalitesi inanılmaz derecede düşecektir. (2009 yılında ÖSS’de toplamda 240 sorudan (5 Türkçe ve 5 Sosyal) sadece 10 net yaparak 145 puan alan ve Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanıp, şiir, roman ve hikaye okuyup tahlil etmeden 4 yılda mezun olup, eğitim fakültesini 5 yıl okuyan öğretmen adayları ile eş değer olması da bir felaket göstergesidir.)

Türkiye tarihinde eğitimin en karanlık dönemleri önümüzdeki 5-10 yıllık süreç olacağı kesinlik kazanmıştır.

Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu her defasında unutan ve eğitim üzerinde çok tehlikeli oyunlar oynayan mevkiler şunu asla unutmamalıdır: Öğretmenler, bir ülkenin şah damarıdır. O yüzdendir ki II. Dünya Savaşı’nda insanlık tarihinin en büyük dikdatörü olarak kabul edilen Hitler bile savaş sırasında öğretmenleri yer altındaki sığınaklarda saklamıştır..! Bizim ülkemizde de öğretmenler ve öğretmen adayları intiharın eşiğine getirilmiştir. 250 bin öğretmen adayı ve 200 binden fazla formasyon alamayan fen – edebiyat fakültesi öğretmen adayları bir an önce bu kutsal mesleğe başlamak için atama beklerken böyle plansız, komik ve sırf belli bir siyasi kesmi memnun edebilmek için yapılan bu tür değişiklikler en büyük zararı yine ülkemize verecektir.

* Not: Eğitim bilimleri üzerine bilimsel araştırmaların bu fakültelerde yapılmasından ve buraya yerleşecek öğrenci kalitesinin öneminden dolayı bu tabir kullanılmıştır.

Ekrem Durmuşoğlu

Siz de fikrinizi YAZIN