Evet… Bir atama dönemini de atlattık. Ancak bu öyle bildiğiniz bir dönem değil. Süreci tam takip edemeyenler için kısaca özetleyeyim: Öyle bir dönem ki Cumhuriyet tarihinin en büyük çaplı hırsızlık olayının görüldüğü bir dönem. Ve bu hırsızlık olayı sonucunda KPSS’de 1 ve 2’nci oturumun soruları bir topluluğun üyelerine peşkeş çekilmiş (yaklaşık 10 bin kişi) ve bu üyeler sınavlara girip önceki yıllarda sıfıra yakın puan çekmelerine rağmen Kpss3 ve Kpss10 puan türlerinde Türkiye’de derece yapmışlardır. Sonra  bir eğitim sendikasının başkanı sayesinde bu hırsızlık olayının kanıtı ortaya çıkarılmış ve hemen ardından hepinizin bileceği bir iyi polis rolü yapan başkan ortaya atılmıştır ve güven kazanmak için çok çaba sarf etmiştir  sonra savcılık olaya el atmış ancak işin ucu artık kimlere dayandıysa gündemi değiştirmek için 3-5 kişilik küçük çeteleri ortaya çıkarmışlar ve sadece 2’nci oturum iptal etmişlerdir. KPSS’nin 1’inci oturumu iptal edilmeyerek 1’inci oturumda kopya çekerek full yapan o topluluğun üyeleri yeniden yapılan o sınava girerek resmen ve alenen korunmuştur. İşin daha komik tarafı ise 31 Ekim’de yeniden yapılan sınav kasıtlı olarak çok kolay soruldu ve Eğitim bilimleri sınavının puan getirisi inanılmaz düşürüldü. 1’inci oturumda full çeken hırsızlar Eğitim bilimleri sınavında 120 sorudan 40-50 doğru yaparak resmen döküldü ancak kopya çekildiğini herkesin bilmesine rağmen iptal edilmeyen 1’inci oturumu full olduğu için bu kopyacılar yeterli puanı almış oldular ve 6 Aralık öğretmen atamalarında resmen atandılar. Hakları gasp edilen on binlerce öğretmen bu duruma isyan etmek için kopyacıların atandığı okulların facebook gruplarına kopyacılarla ilgili ağza alınmayacak sözler sarf etti ve öğretmeni, öğrencisi ve velisi hepsi bu sözleri gördü…

İşte eğitim sistemimizin, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin düşürüldüğü durumlar. Bir kişi hırsızlık zannı altında nasıl olur da masumiyetini kanıtlamadan devlet görevine atanabilir. Ve bu devlet görevi çocuklarımızın her türlü eğitimden (din, ahlak, doğru, güzel) geçirildiği öğretmenlik..! Şimdi bu öğretmen olduğunu iddia eden hırsızlar nasıl olur da sınıflarda bu eğitimi vermeye kalkar. Öğrencisi bir hırsızlık yaptığında ona nasıl doğruyu göstermeye çalışır? Öğrencisinin kendisine vereceği cevabı eminim ki siz de hayal edebilmişsinizdir. Daha kötüsü ise şu: bu zan altında sadece o okula atanan öğretmenler değil, 6 Aralık’ta yapılan ve bundan sonra yapılacak tüm atamalarda görevlendirilecek öğretmenler kalacaktır. Bu bir felakettir. Sonraki dönemlerde atanan her öğretmenimize, kopyacı ve hırsız gözüyle bakılacaktır. Bu durum hem öğretmenler için hem de öğrenciler için güvensizlik ortamı yaratacak ve zaten çökme noktasında olan eğitim sistemimiz bir darbe daha alacaktır.

Derhal, kopya zannı altında atanan tüm hırsız zanlılarının atamaları iptal edilmeli (yaklaşık 7 bin kişi) ve buralardan boşalan kadrolara yeni atama yapılmalı ve hakkı gasp edilip tam 5 aydır zor durumda bırakılan öğretmenlerimiz için şubatta 30 bin ek alım yapılmalıdır. Eğer devletin kurumları hırsızlığa karşı olduklarını ıspatlamak istiyorsa bunu yapmak zorundadır.

Sayın Milli Eğitim bakanımız da tüm bu olanları görmesine rağmen ısrarla eğitim-öğretimi aksattığını savunarak ara atamaları yapmayacağı konusunda diretmektedir.

Buradan sayın bakana sesleniyoruz: Sayın bakan, eğitim-öğretimi gerçekten önemsiyorsanız hırsızlık zannıyla atanan kopyacıları derhal görevden alınız ve mağduriyetleri gidermek için bir defaya mahsus en az 30 bin atama yapınız.

Bu arada yeni bir haber daha bize ulaştı. Kopyacıların atandığı okullar değiştirilmiş. Ortalık sakinleşene kadar görev yerleri değiştirilmiştir. Bu konudaki yorumları da size bırakıyoruz artık…

Burada siz değerli ziyaretçilerimize düşen, Sayın Abbas Güçlü’nün yapmış olduğu kampanyaya katılarak tepkimizi dile getirmek ve hakkı yenen insanların haklarının iade edilmesine yardımcı olmaktır.