Açıktan Öğretim Edebiyatı…

21 Kasım 2009 tarihinde tarafından eklendi.

Açıktan Öğretim Edebiyatı…

Haziran ayında okuduğum ve hala şokundan kurtulamadığım bir haber: Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Fevzi Sürmeli’den müjde (!).

Haberin devamındaki müjde, Açıköğretim fakültesine Türk dili ve edebiyatı bölümünün açılacağıydı. Haber metnine dakikalarca bakakaldım. Hemen Çukurova’daki 4 yıllık zorlu eğitim hayatım gözümün önünden film şeridi gibi geçti.

Sonra biraz kendime gelir gibi oldum. Sonra, YÖK’ü yok etmenin en büyük hayali olduğunu söyleyen şimdiki YÖK başkanı aklıma geldi ve hemen şunu mırıldadım: “Sadece YÖK’ü mü..?”

Peki YÖK kurulunda hiç mi eğitim bilimleri uzmanı yoktu? Bütün akademisyenlerin Ölçme – Değerlendirme dersi gördüğünü biliyoruz. Bu profesörler “Çoktan seçmeli testler, üst düzey yetileri (analiz, sentez, değerlendirme vb) ölçemez.”, “Bu testlerde öğrenciler ortaya bir eser koyamaz!” , “ Dilin en önemli unsuru olan kendini ifade etme yetisini geliştiremez. (Bu kişiler dil ve edebiyat mezunu olacakmış..!) gibi ölçme değerlendirmenin temel yasalarını bilmiyorlar mı yoksa?

Şiir, roman, öykü okuyup tahlil etmeden, yazma çalışmaları yapmadan, Osmanlıca metinlerin orijinallerini okumadan, Fuzuli, Nedim divanlarını görüp beyitleri tahlil etmeden geçirilecek 4 yılın sonunda bu kişiler, gerçek edebiyatçıların yanında psikolojik çöküntüye uğramayacaklar mı? Yetersiz bilgi ve donanım ile mezun olan kişiler açıköğretimin diğer bölümlerini de zan altında bırakmayacak mı? Zaten açıköğretim mezunları yetersiz olarak nitelendirilirken açıköğretim edebiyat mezunları bunun en büyük kanıtı olmayacaklar mı? Dershanelerde “yarım öğretmen olarak” 100 TL’ye çalıştırılacaklar. Ne de olsa 1 milyondan fazla işsiz öğretmen olacak; çok olan değersizdir. (Demir ve altın kıyası)

Bu bölümlere 145 puan alarak (240 sorudan 5 Türkçe ve 5 sosyal bilimler sorusu yaparak) yani sadece 10 net yapabilen öğrencilerin kayıt yaptırdığını (kazandığını değil) kayıt yaptırdığını düşünün. İlk yerleştirmede 44 bin küsür öğrenci Türk dili ve edebiyatı bölümüne kayıt yaptırdı. Ek yerleştirmede de bir o kadar kayıt yaptırdığını düşünelim. Şu anda 80 bine yakın kişi ileride edebiyatçı olacağını sanarak milyarlarca lira para harcayacak. Dört yıl sonra bu rakam 300 bin kişiyi aşacak. Edebiyatçı olmak vaadiyle kandırılan 300 bin masum insan ve her birinin ailesini ortalama 4 kişi kabul edersek “en az” bir milyon iki yüz bin (1.200.000) kandırılmaya hazır, potansiyel seçmendir aslında bu..! Yeni açılan diğer bölümlerden de bu kadar olduğunu düşünürseniz herhangi bir partiye en az %15-20’lik fazladan oy getirecek bir kitle..! Sadece partinin kandırabilme kapasitesine bağlı. Kömür burada pek sökmeyecek gibi. Önce örgün öğretim ile eşit olma vaadi gelecek, sonra formasyon verme vaadi, sonra öğretici olabilme, sonra dershanelerde öğretmen olabilme vaadi, sonra özel okullarda, sonra devlette sözleşmeli… Ama hep vaat olarak kalacak, her dört yılda bir seçim sloganına alet olacaklar..!

Şimdi sadece iki şahsı çok merak ediyorum: A. Ü. Rektörü ve YÖK başkanı. Bu iki kişi acaba yüzbinlerce kişinin hesabını nasıl verecek. Bu yazıyı okuyacaklarından eminim. Sonra tehditler birbiri ardına gelecek… Ama o milyonlarca insanın kaderi yine değişmeyecek…

Ekrem Durmuşoğlu

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Felsefe Grubu Yazılı Soruları