|
Picasa Fotoğraf ve Slayt Programı
HORMON:Vücudun herhangi bir yerindeki hücrelerce
salgılanan, ancak salgıladığı hücrelerde etkili
olmayıp, vücudun diğer bölümlerindeki hücrelerin gelişim
ve aktifliği üzerinde etkili olabilen maddelerdir.
ENDOKRİN
BEZLER KARMA BEZLER
a) Hipofiz
a) Pankreas
b) Troid
c)
Paratroid
d) Epifiz
e)
Böbreküstü bezleri
ENDOKRİN
BEZ HASTALIKLARI
A-)
HİPOFİZ: Beyinde, temel kemikteki Türk eğeri denilen
çukur içinde bulunur. İnce bir sap ile hipotolamusa
bağlıdır. Diğer iç salgı bezlerinin çalışması üzerinde
önemli düzenleyici görevi vardır. Ön, ara ve arka lob
olmak üzere 3 kısımdan oluşmuştur. Ara lob insanda
sadece fetüste görülür. Ergin fertte iz halinde kalır.
Önve arka loblar epitel, ara lob sinir dokudan
yapılmıştır.
1) Ön Lob
Hastalıkları
Ön lob,
büyüme hormonu (somoatotropik) salgılayarak kemiklerin
ve genel olarak vücudun büyümesini kontrol eder.
a)
AKROMEGALİ (ORANTISIZ BÜYÜME)
Hipofizin ön lobundaki büyümehormonu salgılayan asidofil
hücrelerinin aşırı artışı aynı hastalığın 2 görünümünü
ortaya çıkarır. Büyümesi sona ermiş olan yetişkin kişide
akromegali; organizması gelişmekte olan kişide devlik.
Bu 2 görünüm, çeşitli biçimlerde biraraya gelebilirler.
Akromegali terimi, Yunanca "alero" (uç) ve "mega"
(büyük) sözlerinden türetilmiştir ve hastalığın tipik
biçiminde görülen biçim bozukluklarını çok iyi anlatır.
Hastalık, başlıca 3 grup belirti verir. Önce, özellikle
üyeleri etkileyen ve hacim artması biçiminde kendini
gösteren biçim bozuklukları; sonra bir hipofiz urunu
düşündürebilecek sinirsel belirtiler; en son olarak da
klinik belirtilerle yansıyabilen iç salgı ve metabolizma
bozukluklarıdır.
Tipik biçiminde akromegali, yetişkinlerde yani büyüme
sona erdikten sonra görülür. Genç erkeklerde ve
kadınlarda daha sık rastlanır.
Ön
hipofizin asidofil hücrelerinden kaynaklanan bir
adenomdur. Adenom:Bir bezden kaynaklanan ve yapısı bu
bezi andıran bir urdur.Söz konusu ur iyicildir ama
yerleşme yeri ciddi sonuçlara yol açabilir ve böylece *
yeri bakımından kötücül * duruma gelebilir.
Bu
asidofil adenom, etkisi akromegalideki biçim
bozukluklarını yaratan, aşırı büyüme hormonu (STH)
salgılar.
Akromegalili
bir hastada el ve ayakların büyümesi
Akromegalili bir hastanın kafa filminin
çizimi.Görülenler: 1.Alın kemiği sinüsünün hacmi artmış
- 2.Türk eyeri genişlemiş - 3.Kafa kubbesi kalınlaşmış -
4. Artkafanın dışa çıkıntısı aşırılaşmış - 5.Alt çene
öne çıkmış.
b)
DEVLİK (JİGANTİZM)
Yaşına göre boyu, kendi yaşıdakilerin boy ortalamasının
en az 3 yaş büyüğünün boyu kadar olan kişiye "dev"
denir. Devlik (jigantizm) ender rastlanan bir
hastalıktır. Anormal büyme, genel olarak ergenlikle
birlikte başlar. Devlikte hastalık, hipofizin ön
bölümündeki aşırı STH (somoatotropik) salgılaması sonucu
oluşur. Ayrıca ön hipofizin asidofil hücrelerinden
kaynaklanan adenom mutlak bulunmayabilir; çeşitli
sinirsel bozukluklar devliğe yolaçabilir.
c)
CUSHİNG HASTALIĞI
Cushing hastalığı, kortikotrop hormonunun (ACTH) aşırı
salgılanması sonucu ortaya çıkar. Bu hastalıktan söz
etmeden önce üstünde durulması gereken bir nokta vardır.
Genelde bu hastalık, özellikle böbrek üstü kabuğu
bezlerinin aşırı çalışmasını gösteren belirtilerle (hiperkotisim)
yani glukokortikoit hormonlarının aşırı salgılanmasıyla
yansır. Böbrek üstü kabuğu bezlerinin aşırı çalışmasının
kökeninde klinikte Cushing sendromu diye adlandırılan
ortak bir tabloya yol açan, birçok neden bulunabilir.
Cushing hastalığı, nedeni hipotolamus-hipofiz düzeyinde
yerleşen bir cushing sendromudur. Bir hipofiz uru yada
ur olmaksızın hipotolamus düzensizliği söz konusu
olabilir.
Cushing hastalığına yol açan hipofiz uru ya kötücüldür
(çok ender olarak) yada kromofob yadsa bazofil
hücrelerden gelişen bir adenomdur.
Cushing
sendromu tipinde bir böbrek üstü bezleri kabuğunun aşırı
gelişmesiyle birlikte olan hipofiz urunun özel bir
biçimi, bu urun bir böbrek üstü bezinin çıkarılmasından
(tam yada tam olmayan) sonra görülmesidir. Derideki
pigment artışı, bu biçimde çok iyi bir belirtidir. Ur
belirtilerinin bir özelliği yoktur. Buna karşılık
ACTH'ın plazma düzeyinin çok yüksek olması ve lizin-vazopressin
uyarısına yanıtın son derece belirgin olması, çok iyi
belirtilerdir.
d) TAM
VE KISMİ ÖN HİPOFİZ YETMEZLİĞİ
Hipofizin ön lobunun yetmezliği (hipopitüitarizm),
hücrelerin tamamının (yada tama yakının) yada
birbölümünün etkilenmesine göre, değişik şekillerdedir.
Hücrelerin tamamı veya tama yakını etkilenmişse hastalık
tam ön hipofiz yetmezliği (panhipopitüitarizm) diye
adlandırılır. 2. durumda, ksmi ön hipofiz yetmezliği söz
konusudur. Bunlar değişik görünümler verebilirler oysa
tam ön hipofiz yetmezliğinin oluştuğu şekil oldukça
kesindir. Hipofiz ön lobunun bütünüyle yetmezliği olan
bu hastalık, ön hipofize bağımlı çevresel iç salgı
bezlerinin ikincil eksikliğiyle (yetmezliği) yansır:
Troid bezi, böbrek üstü kabuğu bezleri, cinsellik
bezleri.
Hastalığın nedeni çeşitlidir, ama başlıca naden ön
hipofizin kanlanma eksikliğiyle oluşan doku ölümü ve
hipofiz urlarıdır. En tipik ön hipofiz yetmezliği, çok
kanlı bir doğumdan sonra, atardamar basıncının
önemlidüşüşüyle birlikte hipofiz ön lobunun kanlanma
azlığından ötürü doku ölümüne uğraması sonucu olandır.
Ayrıca bu etmenin, başlangıçta hastalığın ortaya
çıkışını kolaylaştırıcı bir etmen olduğu sanılmaktadır;
çünkü ön hipofiz yetmezliğinin karşılanamaz bir duruma
gelmasi ancak birçok gebelikten sonra ortaya çıkar.
Hipofiz doku ölümüne uğramasına yol açan öteki nedenlere
çok ender rastlanır.
Hipofizle ilgili yada hipotolamus-hipofiz bölgesiyle
ilgili bir ur (kötücül ur yada adenom) dahi tam ön
hipofiz yetmezliğine yada kısmi ön hipofiz yetmezliğine
yol açabilir.
2) Arka Lob
Hastalıkları
a) Arka
Hipofiz Yetmezliği: ŞEKERSİZ ŞEKER HASTALIĞI
Şeker hastalığının tersine, şekersiz şeker hastalığında,
idrar şekerli değildir. Hastalığın başlıca belirtileri
24 saatlik idrar miktarının aşırı artışı (poliüri) ve
hastayı önemli miktarlarda sıvı içmeye zorlayan aşırı
susuzluktur (polidipsi).
Antidiüretik hormon eksikliğin hipotolamus- hipofiz
sistemi düzeyinde yani ya hipotolamusun görme sinirleri
diski üstü ve karıncıklar yanı çekirdekleri düzeyinde ya
hipofizin arka bölgesinde yada bunları birleştiren
oluşumlarda yerleşen bozunlar sonucu ortaya çıkabilir.
Antidiüretik hormon eksikliği ile oluşan şekersiz şeker
hastalığının nedenleri pek çoktur. Genel olarak
söylersek merkezi sinir sisteminde gözlenen bütün
bozunlar, şekersiz şeker hastalığına yol açabilirler.
Antidiüretik hormonun fizyolojik rolünü anımsarsak,
hastalığın mekanizmasını anlamak çok kolaydır. Bu hormon
olmazsa, böbrek suyututamaz, süzemez ve su serbestçe
kaçar; bundan dolayı da idrar miktarı çok artar. Bunun
sonucunda, normal olarak idrar yoluyla atılan maddelerde
bir seyrelme olur. Suyun böbrekler yoluyla organizmadan
kaçışı, karşıt mekanizmanın oluşumuna neden olur ve
hastayı içmeye iten bir susuzluk duygusu başlar.
Bazı genel hastalıklar merkezi sinir sisteminde
özellikle hipotolamus-hipofiz bölgesinde, antidiüretik
hormonun salgılanmasını azaltan bozunlara yol
açabilirler. Bu konuda Besnier-Boeck-Schaumann hastalığı
yada sorkayidoz ve histiyosit hastalıkları sayılabilir.
Özellikle merkezi sinir sistemi hastalıkları da şekersiz
şekere neden olabilir.
Çeşitli tıp ve yerleşimdeki urlar şunlardır;
-hipofiz
urları -kranyofarenjiyomalar -epifiz urları
B)
TROİD:Gırtlağın ön kısmına yerleşmiş kalkan biçiminde,
bir bez olup kan damarlarıyla beslenen 2 lobdan oluşur.
Herbir lobda falikul denilen kesecikler ve içlerinde
kollodial madde bulunur.Troid bezi 2 hormon salgılar:
Tiroksin, kalsitonin.
a)GUATR
Tiroksin hormonunun bileşiminde tirozin aminoasiti ile
birlikte iyot bulunur. İyot yetersizliğinde
sentezlenemez ve bu durumda troid bezi normalden çok
çalışarak şişer. Guatr denilen hastalık oluşur. Guatr
çevresel etkenlerden kaynaklanan bir hastalık olup
alınan besinlerde iyot halinde ortaya çıkar. Suya
potasyum iyodür katılarak görülme sıklığı azaltılabilir.
Tiroksin hormonu hücre metabolizmasını, yani tüm vücut
hücrelerindeki metabolik olayların hızını düzenler. Me
tabolizma faaliyetlerinde kullanılacak oksijen miktarını
ayarlar.
Troid
bezinin aşırı çalışması ve
büyümesi
Guatrlı bir
hastanın
görünümü
Tiroksinin Fazla Oranda Salgılanması Halinde;
*
Hücrelerde solunum hızlanır, hücreler daha çok oksijen
kullanır.
* Bazal
metabolizma hızı artar.
* Dolaşım
hızlanır, kan basıncı artar,kalp atışları hızlanır.
* Fazla
artık madde üretir ve vücut ısısı yükselir. Sürekli
terleme görülür.
* Dış guatr
görülür. Belirtileri: çok terleme kendilerini aşırı
derece sıcak hissederler, aldıkları besini çok çabuk
kullandıklarından kilo kaybederler, ayrıca yüksek
tansiyon, sinir gerginliği, aşırı hassaslık, kas
zayıflığı, titreme, gözün dışarı doğru fırlaması (ekzoftalmi)
Tiroksinin
Az Salgılanması Halinde;
Çocuklarda KRETİNİZM, erginlerde MİKSODEMA denilen
hastalıklar görülür.
a)
KRETİNİZM
Çocuklarda
dil geniş, alın buruşuk, kemikler
çarpıktır.
Belirtileri; zeka geriliği, cücelik, eşeysel organların
gelişmemesi
a)
MİKSODEMA
Erginlerde
tiroksin azlığında ortaya çıkan miksodema denilen
hormonal bozukluğun başlıca belirtileri;
a)
Metabolik faaliyetlerde yavaşlama, bazal metabolizmada
azalma.
b) Nabız
yavaşlar, fiziksel enerji kaybı yani uyuşukluk görülür.
c) Vücut
ısısı düşer, hasta devamlı üşür.
d) İştah
normaldir fakat besinleri normal kullanamadığından
şişmanlama eğilimindedir.
e) Kaslarda
zayıflık, el, ayak, hatta tüm vücutta şişkinlikler
görülür, deri altında su ve Na+ toplanır.
f) Zihinsel
gerilemeler, kıl dökülmeleri görülür. Saç uzaması
duraklar.
g) Kanda
kolesterol artar, dokular arası sıvıda lenfte su ve
sodyum miktarı yükselir. Vücut şişer.
C)
PARATROİD: Parathormon yada paratirin denilen bir hormon
yapar. Bu hormon kan ve kemiklerdeki Ca ve P
metabolizmasını düzenler.İç dengenin kurulmasına
yardımcı olur. Ca kemik teşekkülünde, kas ve sinir
sisteminin normal çalışmasında kanın pıhtılaşmasında,
aktif taşımada tükrük bileşiminde gerekli olan bir
maddedir.
Parathormonun Az Salgılanması Halinde;
Kandaki Ca
miktarı azalır. Kemiklerde ise artar. Kanda Ca azalması
halinde TETANİ hastalığı görülür. Bu hastalığın
belirtileri; kaslarda titremeler, kramplar, kaslarda
ağrılı kasılmalar, el ve ayak parmaklarında içe doğru
bükülmeler görülür.
Bir tetani
krizi sırasında elin durumu
Parathormonun Fazla Salgılanması Halinde;
Paratroid
bezi büyür ve kanda Ca miktarı artar. İskelet zayıflar,
kaslar, uyarılara çok yavaş cavap verir. Kas zayıflaması
(Atrofi) görülür. Kanda artan Ca böbreklere taşınır ve
orada P iyonları ile birleşerek böbrektaşlarını
oluşturur.
D)EPİFİZ
EPİFİZ
HASTALIKLARI
Epifiz
hastalıkları, urlardır. Epifiz urları sinirsel ve iç
salgı belirtilerini bir arada gösterirler.İç salgı
belirtileri başlıcaları şunlardır;
* Bir
hipofiz yetmezliği
* Ön
hipofizin aşırı çalışmasıyla erken ergenlik; kız
çocuklarında hiçbir zaman görülmez.
E)
BÖBREK ÜSTÜ BEZİ (ADRENAL BEZ)
1-Öz
Bölgesi (Medulla):
Adrenalinin
fazla salgılanması halinde;
* Kandaki
şeker miktarı artar. Karaciğer ve kas hücrelerinde
glikojen glikoza çevrilir.
* Kalp
atışları hızlanır, kan basıncı artar, solunum hızlanır.
* Deri
damar çeperlerinde, daralma, kasa giden damarlarda,
genişleme, tansiyonda yükselme, gözbebeklerinde büyüme
görülür.
* Saç ve
kıl kasları kasılır. Tüyler dikleşir.
*
Yorğunluğa karşı dayanıklılık artar.
* Beyine
fazla kan gider ve kanın pıhtılaşma zamanı kızalır.
* Sempatik
sinirlerin faaliyetini arttırır.
2-Kabuk
Bölgesi (Kortex):
a) ADDİSON
HASTALIĞI:
İki
hormonun (Kortizol ve Aldosteron) yetersiz salgılanması
halinde görülür.Belirtileri; deri tunç rengini alır, kan
basıncı düşer, iştahsızlık, kaslarda, zayıflık,
halsizlik ve idrarla Na+ ve Cl- iyonları azalır. Na+
ve Cl- iyonlarının atılımı hücrelerdeki K+ artmasında
o da melanin pigmentinin yığılmasına dolayısıyla derinin
renginin değişmesine neden olur.
Avuç içi eski rengini korur,
ama çizgiler niteleyici koyu
mavi renk alır.
KARMA BEZ
VE HASTALIKLARI
PANKREAS:
a) ŞEKER
HASTALIĞI
İnsülinin
yetersiz salgılanması halinde görülür. Şeker
hastalarının idrarında glikoz bulunur.Şeker dışarı
atıldığına göre vücut enerji kaynağı olarak yağları ve
proteinleri kullanır, bu yüzden aşırı zayıflama görülür.
Şeker hastralığı tedavisinde insülin kullanılır. Ancak,
insülin tedavi edici değil, belli bir süre hastalık
belirtilerini ortadan kaldırıcı etki yapar. Aşırı
insülin enjekte halinde kan şekeri seyiyesi düşer, sinir
hücreleri aşırı hassaslaşır, uyarılamaz duruma gelir.
Sonuçta kasılmalar, koma hali ve nihayetinde ölüm olur.
|