Sayın Kaymakamım, Garnizon Komutanım, Belediye Başkanım, İlçemizin Değerli Yöneticileri, Programımıza İştirak Eden Saygıdeğer Velilerimiz, Misafirlerimiz, Kıymetli Öğretmen Arkadaşlarım ve Geleceğimizin Teminatı Sevgili Öğrenciler…
Milletlerin tarihinde önemli olaylar,önemli âbide şahsiyetler vardır. Türk tarihinin bu önemli olaylarından ve önemli şahsiyetlerinden biri de hiç şüphesiz Milli Marşımızın kabulü ve onun şairi üstad Mehmet Âkif Ersoy’dur.
Bugün burada, “Milli Marşımız ve Mehmet Âkif Konulu” Programımızı sizlere sunmak, öğrencilerimiz arasında, İstiklâl Marşını en güzel okuma yarışmasını gerçekleştirmek üzere toplanmış bulunuyoruz.
Hepiniz Programımıza Hoş Geldiniz.
- İstiklal Marşını “Kahraman Ordumuza” ithaf eden, şiirin altına imza atmayan ve “ – Onu ben değil milletim yazdı. Ben sadece milletimin tercümanı oldum” diyen ve bu şiiri ölümsüz eseri “Safahat” isimli eserine hayatında iken almayan mütevazi şair Mehmet Âkif Ersoy…
- Ben,para için asla şiir yazmam, istesem de yazamam ! Hele hele bu şiir Milli Marşımız ise ödül için, para için asla…! İstiklâl Marşı için konulan ve bugünkü değeri 500 Cumhuriyet altını olan ödülü “Darülmesai” adlı kimsesiz ve yaşlıların,yetimlerin barındığı bir derneğe bağışlayan; bu sırada sırtındaki paltosunu bir arkadaşından ödünç aldığı Milletvekili Mehmet Âkif Ersoy…!
- Ecdâd yadigârı Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgal edildiği haberini duyunca evine kapanıp ağlaya ağlaya gözyaşları içinde “Bülbül” şiirini kaleme alan, milletiyle birlikte dertlenen,milletiyle birlikte ağlayan büyük şair…
- Kendisini ziyarete gelen bir gencin: “Yeni bir İstiklal Marşı yazmak gerekse…” diye başladığı soru üzerine,ölüm döşeğinden yavaşça doğrularak : “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın. İstiklal Marşı mürekkeple değil kanla yazılmıştır…” diyerek haykıran ve bu dua ile gözleri kapanan büyük üstâd Mehmet Âkif Ersoy…
Evet…Hepimizin malumu olduğu üzere gittikçe küçülen bir dünyada yaşıyoruz. Ve maalesef üzülerek ifade ediyorum sadece televizyon kültürüyle yetişen bir nesil, bir gençlik var elimizde…
Batı’ya ait pek çok değeri ve ismi adı gibi ezbere biliyor gençlerimiz. Yüzlerce uydurma şarkı sözünü ezbere bizlere okuyabilir. Buna karşılık, kendi değerlerimizden kendi öz benliğimizden uzak bir gençlik var elimizde…!
Gençlerimiz, değeri her geçen gün biraz daha anlaşılan bu âbide şahsiyeti Mehmet Âkif’i onun eseri Safahat’ı ne kadar tanıyor? Veya biz,bu değerleri ne kadar tanıyoruz? Ne kadar tanıtabiliyoruz?
İstiklal Marşı, gençlerimiz için sadece maçlardan önce veya belirli zamanlarda söylenen iki kıtadan mı ibaret? Bu şiir nasıl yazıldı? Bu şiir ne anlatıyor? Hangi mücadeleler sonucunda yazıldı,hangi bedeller ödendi? İşte, istenen arzulanan, Mehmet Âkif’in Âsım’ın nesli olarak nitelendirdiği gençlik bu sorularla haşır neşir olan bir gençliktir.
Saçma sapan yarışma programları,reklam metinleri, magazin haberleri, uydurma şarkı sözleri ile dolu olan boş zihinler…
Unutmayalım ki, kâinat boşluğu sevmez. Ve bizim boş bıraktığımız zihinler hazırdakilerle dolar. Programımızın bu amaca ulaşmasını bu boşluğu bir nebze de olsa doldurmasını temenni ediyorum.
Konuşmamı üstâd Mehmet Âkif’in şu ölümsüz satırlarıyla bitirmek istiyorum:
Şu serilmiş görünen gölgeme imrenmekteyim,
Ne saadet, hani ondan bile mahrumum ben.
Daha bir müddet eminim bu hayatın yükünü,
Dizlerim titreyerek çekmeye mahkûmum ben.
Çöz de Ya Râb!Yükümün kördüğüm olmuş bağını,
Bana çok görme nihayet bir avuç toprağını.
Şiir için gözyaşı derler, onu bilmem yalnız.
Aczimin gözyaşıdır bence bütün âsarım!
Ağlarım, ağlatamam! Hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım.
Oku, şayet sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zirâ onu yazdım,iki söz yazdımsa!…
Viranelerin yasçısı baykuşlara döndüm,
Gördüm de hazanımda bu cennet gibi yurdu!
Gül devrini bilseydim onun, bülbül olurdum,
Yâ Rab!, Beni evvel getireydin ne oludu?
Âh! Tek bir âşiyandan bin yetimin nâlesi,
Yükselirken dinleyen, insan mıdır bülbül sesi?
Hâya sıyrılmış, inmiş öyle yüzsüzlük ki her yerde,
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer incecik bir perde…
Saygılarımla….
Cevdet GÜNEYLİ
Pazar Şehit Hüseyin Kocabaş Ç.P.Lisesi